AİLE HEKİMLİĞİ ANABİLİM DALI YENİ BİNASINA TAŞINDI

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde 2001 yılında kurulan ve yıllar içinde eğitim, araştırma ve hizmet alanlarında gelişimini sürdüren Aile Hekimliği Anabilim Dalı yeni hizmet binasına taşındı.
Aile hekimliği tüm ülkelerde birinci basamak sağlık hizmetinin ve koruyucu sağlık hizmetlerinin merkezinde yer almaktadır. Aile Hekimliği Anabilim Dalı da yeni hizmet binasında; Eğitim Aile Sağlığı Merkezi, Aile Hekimliği Polikliniği, Sigara Bırakma Tedavisi Polikliniği ve Obezite polikliniği ile hastalarına hizmet vermektedir.
DEÜ Aile Hekimliği Anabilim Dalı, kurulduğu günden beri mezuniyet öncesi eğitimde yerini almış, 2003 yılında ilk uzmanlık öğrencisinin kabulüyle de uzmanlık eğitimi vermeye başlamıştır. 2006 yılında üniversite hastanesi bünyesinde aile hekimliği polikliniği açılmış, daha sonra sigara bırakma tedavisi ve obezite poliklinikleriyle hizmet alanı genişletilmiştir. Birinci basamak sağlık hizmetleri çerçevesinde gerçekleşen yasal düzenlemeler sonrasında 2016 yılında Anabilim Dalı’na bağlı Eğitim Aile Sağlığı Merkezleri hizmete başlamıştır. Bu gelişmelerle birlikte Aile Hekimliği Anabilim Dalı yeni binasına taşınmış ve burada Balçova Eğitim Aile Sağlığı Merkezi’ni hizmete geçirmiştir.

 deu hastane aile hekimligi yeni yerine tasindi deu 1

Aile hekimliği nedir?

Genel Pratisyenlik/Aile Hekimliği, kendi eğitim yapısı, araştırma süreci ve hekimlik uygulamaları olan, birincil sağlık hizmetine dayalı ve tanımlanmış temel ilkeler üzerine kurulu akademik ve bilimsel bir disiplindir. Topluma dayalı, bireye ve ailesine yönlenmiş, süreğenlik gösteren sağlık bakımı verirken sağlığı koruyucu ve geliştirici hizmetler ile hastanın gereksinim duyduğu akut ve kronik sağlık sorunları ile aynı anda ilgilenir.

Vizyon ve misyonumuz
Dokuz Eylül Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı olarak vizyonumuz; dünyadaki mevcut akademik Aile Hekimliği birimleri arasında eğitim, araştırma, sağlık hizmeti üretiminde en iyiler arasında yer almaktır. Misyonumuz; mezuniyet öncesi ve mezuniyet sonrası tıp eğitimini çağdaş eğitim düzeyinde gerçekleştirerek; toplum sağlığını ön planda düşünen, iyi iletişim kurabilen, araştırmacı, etik değerlere, toplum lideri niteliğine, mesleki yeterliliğe sahip hekim ve uzman hekimler yetiştirmeye katkıda bulunmak, birinci basamak sağlık hizmeti konusunda ülkemizin ihtiyaçlarını önceleyen araştırmalar yapmak, aile hekimliği disiplininin yenilikçi gelişimini, sürekli iyileştirme ve geliştirilmesini sağlamak, birinci basamak sağlık hizmetlerini disiplinin kuramlarına uygun seviyede gerçekleştirecek sağlık hizmetini üretmek, bireyin ve toplumun sağlık düzeyini yükseltecek uygulama ve politikaların üretilmesine iyi bir yapılanma ve ekip çalışmasıyla katkıda bulunmaktır.
Dokuz Eylül Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı bilimsel araştırma ve yayınlar konusunda Türkiye’de aile hekimliği alanında birçok başarıya öncülük etmeye devam etmektedir. Uluslararası indekslerde yer alan dergilerde ve ulusal dergilerde çok sayıda makale, uluslararası ve ulusal kongrelerde sunulmuş çok sayıda bildiri, ulusal ve uluslararası kuruluşlardan fonlanmış çok sayıda proje ile akademik çalışmalarını yürütmektedir. Ulusal ve uluslararası kongrelerde aktif rol oynayarak üniversitemizi temsil etmektedir.
Türkiye’de üniversite aile hekimliği anabilim dalları içinde en yüksek sayıda uzmanlık öğrencisi yetiştiren birimlerden biri olup, ağırlıklı olarak Sağlık Bakanlığı kadrosunda olan uzmanlık öğrencileriyle, Türkiye’deki aile hekimliği uzmanlık eğitimine katkı vermektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı gerek asistan eğitimi ve mezuniyet öncesi eğitim; gerekse sağlık hizmetleri anlamında yeni binasında çalışmalarına devam etmektedir. 2017 yılında hizmete giren Dokuz Eylül Üniversitesi Balçova 6 No’lu Eğitim Aile Sağlığı Merkezimiz başta hastane personelimiz ve öğrencilerimiz olmak üzere herkesin yararlanabileceği yeni birim olarak hizmet vermeye başlamıştır.

 deu hastane aile hekimligi yeni yerine tasindi deu 2

DEÜ EĞİTİM AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ AÇILDI!

Aile hekimliği tüm dünyada, birinci basamak sağlık hizmetleri ve koruyucu sağlık hizmetlerinde anahtar bir yer rol oynamaktadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı bünyesinde Sağlık Bakanlığı ve Üniversite arasında imzalanan protokol kapsamında hizmet vermeye başlayan Eğitim Aile Sağlığı Merkezleri bu hizmetleri verecek aile hekimliği uzmanlık öğrencilerinin temel eğitim ortamıdır. Aile hekimliği uzmanlık eğitiminin bir kısmı da eğitim hastanelerinde ve farklı sağlık kurumlarında yapılan rotasyonlardan oluşmaktadır. Eğitim Aile Sağlığı Merkezleri hem mezuniyet öncesi hem de mezuniyet sonrası eğitimin, toplum tabanlı olarak verilmesine olanak sağlamalarının yanı sıra birinci basamak sağlık hizmeti için model oluşturma, hizmet kalitesinin arttırılması, kayıtlı nüfusun sağlık göstergelerinin iyileştirilmesi için fırsatlar sunan önemli eğitim ve araştırma ortamlarıdır.


Dokuz Eylül Üniversitesi Balçova 6 No’lu Eğitim Aile Sağlığı Merkezi’nde, hasta muayene ve tedavisinin yanı sıra enjeksiyon, pansuman, gebe, çocuk ve erişkin aşılama, sağlam çocuk izlemi, gebe ve loğusa takibi, obezite, hipertansiyon gibi kronik hastalıkların takibi, periyodik muayene, sağlık eğitim ve danışmanlığı gibi tedavi edici, koruyucu ve sağlığı geliştirme hizmetleri verilmektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığının kanser tarama programlarında yer alan kolon kanseri, rahim ağzı kanseri ve meme kanseri taramaları yapılmaktadır.

Eğitim Aile Sağlığı Merkezi’nde Verilen Hizmetler
1. Hasta muayenesi ve tedavisi
2. Laboratuvar tetkikleri
3. Yaşa özel periyodik muayeneler
4. Kronik hastalıkların izlemi
5. Gebe – Lohusa – Sağlam – Çocuk Takipleri
6. 15-49 yaş kadın izlemleri
7. Bağışıklama hizmetleri (gebe-çocuk-erişkin)
8. Aile planlaması danışmanlığı
• Hap, kondom, aylık/üç aylık iğne, rahim içi araç uygulaması
• Sağlıklı cinsel yaşam danışmanlığı
9. Genel danışmanlık hizmetleri (Emzirme-Beslenme-Üreme sağlığı danışmanlığı)
10. Tek hekim sağlık raporu
• Evlilik raporu
• Ehliyet raporu
• İşe giriş raporu
11. Acil sağlık hizmetleri
12. Küçük cerrahi müdahaleler
13. Enjeksiyon-pansuman
14. Organ bağışı danışmanlığı
15. Ulusal kanser tarama programı
• Kolon Kanseri için gaytada gizli kan tayini
• Rahim ağzı kanseri için smear tetkiki
• Meme kanseri için meme muayenesi ve mamografi

Nasıl kayıt olabilirim?
 DEÜ Balçova Aile Sağlığı Merkezine doğrudan başvurabilirsiniz.
 Aile Hekimliği Kayıt Formu doldurup imzalanarak DEÜ Balçova Aile Sağlığı Merkezine (Sağlık Yerleşkesi-Aile Hekimliği AD binası) teslim edebilirsiniz.
 Eş ve çocukların kayıt olması için imzaları gerekmektedir. 18 yaşında küçük çocukları için formları ebeveynleri imzalayabilir.

İletişim bilgileri
Çalışma saatleri: 8:00-17:00
Adres: Yer: Dokuz Eylül Üniversitesi BALÇOVA 6 NOLU EĞİTİM AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ, Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık Yerleşkesi Balçova/İZMİR
Tel: 0232 4124961
Fax: 0232 4124959
Email: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

AKADEMİK KADROMUZ
Prof. Dr. Dilek GÜLDAL
Prof. Dr. Vildan MEVSİM
Prof. Dr. Nilgün ÖZÇAKAR
Prof. Dr. Mehtap KARTAL
Doç. Dr. Tolga GÜNVAR
Uzm. Dr. Ediz YILDIRIM
Uzm. Dr. Makbule Neslişah TAN
Uzm. Dr. Gizem LİMNİLİ

Yaşam Boyu Devam Eden Serebral Palsi Tedavisinde Deneyimli Merkez DEÜ Hastanesi

Türkiye’de yaklaşık 300 bin kişide bulunan ve 3-18 yaş grubu verilerine göre de 108 bin kişinin tedavi edildiği serebral palsi hastalığında Dokuz Eylül Üniversitesi hastanesi 16 yıldır süren hizmet ve deneyimleri ile Ege Bölgesi’nde referans merkez oldu. Çocukluk çağında engelliliğe neden olan, tedavisi ömür boyu süren ve aktivite kısıtlaması, postür bozuklukları, güç kaybı, denge sorunları gibi belirtilerin öne çıktığı serebral palsi hastalığı; fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi ve travmatoloji anabilim dalları ve çocuk nörolojisi bilim dalı’nın ortak çalışmaları ile tedavi ediliyor. DEÜ Hastanesi, alanında deneyimli akademik kadro önderliğinde 2001 yılından itibaren sunduğu tedavi hizmetleri ile bu alanda öne çıkarken, “Ege Bölgesi Serebral Palsi Çalışma Grubu”nun kurulmasına da önderlik ederek deneyimlerini diğer kurumlarla paylaştı. Çocuğun erken gelişim döneminde hasara neden olan; doğum öncesi veya doğum dönemlerinde ortaya çıkabilen serebral palsi tedavisinde haftada iki gün poliklinik ve botilinum toksin uygulama hizmetiyle 1000’i aşkın hastanın arşivlerinde olduğu ve izlendiği belirtildi.

deu hastane serabral palsi tedavi deu
Ortopedi ve travmatoloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile çocuk nörolojisi uzmanları ve fizyoterapistlerin yer aldığı Ege bölgesi Serebral Palsi Çalışma Grubu’nun yılda dört kez yapılan toplantılarına, İzmir’deki tüm üniversite ve eğitim hastanelerinin yanı sıra Celal Bayar Üniversitesi, Adnan Menderes Üniversitesi ve Pamukkale Üniversiteleri’nin katıldığı belirtildi. DEÜ Hastanesi serebral palsi ekibi, çalışmalarını halen Prof. Dr. Haluk Berk ve Prof. Dr. Can Koşay (Ortopedi ve Travmatoloji AD), Prof. Dr. Özlen Peker, Prof. Dr. Özlem El, Doç. Dr. Ebru Şahin (Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon AD) ve Doç. Dr. Erhan Bayram’dan (Çocuk Hastalıkları, Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı) oluşan akademik kadro ile yürütüyor.

Sağlıkta pek çok ilki gerçekleştiren Dokuz Eylül Üniversitesi’nin, özellikli tedavilerde de birçok sağlık kuruluşuna örnek olduğunu belirten Rektör Prof. Dr. Adnan Kasman, “Tedavi olanaklarımız uluslararası standartlarda. Akademik bilgi ve birikimimizle sürekli güncellediğimiz dinamik yapımızla en iyi hizmeti sunmaya devam ediyoruz” dedi.

DEÜ hastanesi başhekimi Prof. Dr. Erkan Derebek de çocukluk çağından itibaren ömür boyu tedavi ve izlem gerektiren serebral palsi hastalığında yaşam kalitesini artıracak en uygun tedavi hizmetlerini çok deneyimli bir ekiple sunduklarını ifade etti, erken tanı ve tedavinin, zamanında ve sürekli tedavi yaklaşımlarının çok önemli olduğunu belirtti.

deu hastane serabral palsi tedavi deu Serebral Palsi bulguları nelerdir?

Serebral palsi çocukluk çağında engelliliğe neden olan hastalıkların başında gelmektedir. Hastalarda mevcut olan motor fonksiyon bozuklukları tabloya eklenen duyu, kognitif fonksiyon, iletişim, algılama problemleri ve epileptik nöbetlerin varlığı ile çok daha ağırlaşmakta ve engellilik daha da artmaktadır. Ayrıca çocuğun büyümesi ile birlikte klinik durumda değişiklikler ortaya çıkabilmektedir. Çocuğun erken gelişim döneminde oluşan hasar kavramı serebral palsi’de temeldir ve hasarın ortaya çıkışı için hayatın doğum öncesi, hamilelik süreci ve doğum sonrası dönemlerinde olabilir. Pratik açıdan serebral palsi’ye neden olan bozukluk, etkilenen fonksiyon gelişmeden ortaya çıkmaktadır. Bu, serebral palsi’yi çocuklarda daha geç olarak ya da erişkin dönemde ortaya çıkan ve klinik görünüm olarak serebral palsi’ye benzeyen durumlardan ayırmaktadır.

Görülme sıklığı 2-2,5 /1000 olarak literatürde bildirilmektedir. Türkiye’den yapılmış bir çalışmada, sıklığı 1000 canlı doğumda 4.4 olarak bildirilmiştir. Yapılan araştırma sonuçları göz önüne alındığında Türkiye’de yaklaşık 300 bin serebral palsili bireyin bulunduğu, 3-18 yaş grubu nüfus verilerine göre ise bu yaş grubunda 108 bin serebral palsili bireyin olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde gelişen teknolojiler ile yoğun bakım ünitelerinde çok düşük doğum ağırlıklı ve çok erken doğan bebeklerin bakımı çok iyi yapılmaktadır. Bu bebekler serebral palsi için yüksek riskli olduğundan serebral palsi’nin görülme sıklığında bir azalma olmamaktadır.

Hastalığa sebep olan öncül faktörler neler?
Miadından önce veya sonra doğum, hamilelikteki vasküler sorunlar (preeklampsi, intrauterin büyüme geriliği), çoğul gebelik (erken doğum, ikiz eşi ölümü), anneye ait faktörler (alkol, kokain, ilaç kullanımı) enfeksiyonlar (TORCH), genetik faktörler (trombofili, inflamasyon ve koagülasyon proteinlerini kodlayan genlerde polimorfizm) gibi öncül faktörler mevcuttur. Doğum sırasında ve sonrasında çocuğun hipoksik (oksijensiz) kalması önemli bir nedendir.

Yaşam boyu sürüyor, yaşlılıkta artıyor

Yaşam boyu devam eden bu hastalık sürecinde disabilitenin yaşlanma ile arttığı bilinmektedir. Bunun en önemli nedeni beyindeki hasara bağlı kas tonusu değişiklikleri, denge sorunları, güç kaybı ve seçici hareket yetersizliği gibi birincil sorunların neden olduğu kontraktürler ve kemik deformiteler gibi ikincil sorunlardır. Ayrıca epileptik nöbetler, yutma sorunlarına bağlı olarak ortaya çıkan beslenme bozuklukları, görme ve işitme sorunları da hem başlangıçta ve hem de ilerleyen süreçte artmış disabilitenin önemli nedenleridir.

Erkan tanı ve tedavi çok önemli

Hastalığın farklı klinik görünümleri mevcuttur ve buna göre spastik, diskinetik, ataksik ve mikst tip şeklinde sınıflandırılmaktadır. Hastalık ayrıca gövde ve ekstremiteleri de farklı şekilde etkiler ve buna göre hemiplejik, diplejik ya da tüm vücut tutulumu olabilir. Tanının erken konması rehabilitasyon sürecinin olabildiğince erken başlaması için çok önemlidir. Emme güçlüğü, etraftan gelen uyarılara yanıt vermeme, havale geçirme, huzursuzluk ilk aylarda dikkati çekecek bulgular olabilir. Yine sırt üstü yatırılan çocuğun vücudunda anormal kasılma olması, 3 aylık bir bebeğin baş kontrolünün yetersiz olması, ifadesiz yüz şekli, elini sürekli yumruk pozisyonunda ve baş parmağı avuç içinde tutma, 8-9. aylarda halen dönememe, bacakların belirgin çaprazlaması, sesli ve görsel uyaranlara tepkisizlik, bir yaş öncesinde el dominansının gelişmesi önemli bulgulardır.

Serebral palsili çocukların değerlendirme ve izlem süreci pek çok disiplinin yer aldığı bir süreçtir ve hasta ve ailenin de içinde olduğu disiplinler arası yaklaşım temeldir. Çocuğun düzenli olarak izlenmesi, gelişiminin takibi ve ortaya çıkan yeni tedavi gereksinimlerinin zamanında fark edilmesi açısından önemlidir. Pediatrik nöroloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon ve rehabilitasyon, ortopedi ve travmatoloji, göz hastalıkları, çocuk psikiyatrisi, KBB uzman hekimleri, diş hekimleri, fizyoterapist, konuşma ve iş uğraşı terapisti, özel eğitim uzmanı ve ortotist bu ekibin elemanlarıdır.

Günümüzde serebral palsili hasta rehabilitasyonunda başarılı olmanın ön koşulları olarak; zamanında, yoğun, sürekli ve aile merkezli bir tedavi yaklaşımı gerektiği bilinmektedir. Tedavi planı yapılırken kısa sürede ulaşılabilecek hedefler seçilmesi ve bu sürecin objektif olarak izlenmesi, hastanın mevcut fonksiyonel durumunun değerlendirilmesi ve tedavi hedeflerinin yaşa göre planlanması önemlidir. Böylece çocuğun sağlıklı kalmasını sağlamak ve çocuk ve ailenin yaşam kalitesini arttırmak mümkün olabilmektedir.

Kanser Savaşçısı DEÜ Hastanesi Tümör Konseyleri İle Fark Yaratıyor

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, çağımızın zorlu hastalığı kanser tedavisinde “Tümör Konseyleri” ile Türkiye öncüsü oldu. Birden fazla uzmanlık alanını ilgilendiren hastalıkların tedavisinde birden fazla disiplinin ortak değerlendirme ile ortak karar alarak tanı ve tedavi süreçlerini yönlendirdiği (multidisipliner) yaklaşımlarla kansere savaş açan DEÜ Hastanesi, 10 ayrı konseyle yönettiği tedavi süreçlerinde yüksek başarı oranları ile fark yaratıyor. Onkoloji alanında pek çok ilki gerçekleştiren kurum; sürekli güncellenen modern cihaz parkı, hekim kalitesi, bilgi, deneyim ve üstün nitelikleri ile Sağlık Bakanlığı tarafından “Kapsamlı Onkoloji Merkezi” olarak tanımlandı. Kansere meydan okuyan DEÜ Hastanesi’ni dünya standartlarında başarıya taşıyan en önemli unsur da alanlarında Türkiye çapında en iyi akademisyenlerin yer aldığı Tümör Konseyleri oldu. Her biri en az 10 akademisyenden oluşan Tümör Konseyleri, kanserle mücadelede DEÜ Hastanesi’ni öncü kurum haline getirdi.

deu hastane radyoterapi tumor konseyi toplantılarına devam ediyor

Rektör Prof. Dr. Adnan Kasman, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nin kanserle mücadeledeki başarısının toplum sağlığı için çok önemli bir güvence olduğunu ifade ederek, “Güçlü akademik personelimiz, uzun yıllara dayalı deneyimimiz ve modern teknolojik alt yapımız ile kanser tanısı konmuş hastalara en iyi sağlık hizmetini vermeye çalışıyoruz. Önümüzdeki 2 yıl içinde teknolojik alt yapımıza kazandıracağımız yeni cihazlarla bu çabamızı bir üst noktaya taşımanın gayreti içinde olacağız” dedi. Başhekim Prof. Dr. Erkan Derebek de halen ülke genelinde en fazla konsey ile çalışan üniversite hastanesi olduklarını belirterek, “Doğru işin doğru bir şekilde, doğru zamanda ve doğru kişilerle yapılması temel prensibimiz. Öğretim üyelerimizin zamanlarının çok önemli bir kısmını almasına ve hiçbir geri ödemesi olmamasına rağmen en çok önem verdiğimiz uygulamalarımızın başında Tümör Konseyleri yer alıyor” diye konuştu.

En fazla konsey DEÜ Hastanesi’nde

Başhekim Prof. Dr. Erkan Derebek, halen ülke genelinde en fazla konsey ile çalışan üniversite hastanesi olduklarını belirterek şöyle konuştu: “Hastanemizde Tümör Konseyleri; Meme Tümörleri Grubu, Baş- Boyun Tümörleri Grubu, Kolorektal Tümörler Grubu, Akciğer Tümörleri Grubu, Pediatrik Tümör Grubu, Jinekolojik Onkoloji Grubu adı altında 6 tümör grubu kurularak başlatıldı. Daha sonra Ürolojik Tümör Grubu (Prostat, Mesane Kanserleri), Kemik-Yumuşak Doku Tümörleri Grubu, Santral Sinir Sistemi Tümörleri Grubu, Üst-GİS Tümör Grubu-1 (Karaciğer-Safra Kesesi, Pankreas Tümörleri), Üst-GİS Tümör Grubu-2 (Özefagus, Mide Tümörleri), Endokrin Tümörler Grubu kuruldu. Çok deneyimli bir kadronun bir arada toplandığı bu konseylerde 26 yıllık tecrübe ile uluslararası standartlarda en iyi tedavi olanakları sunuluyor.”

deu hastane radyoterapi tumor konseyi toplantılarına devam ediyor

Hızlı ve doğru karar çok önemli

“Hastalarımızın hastanemize başvurmalarından itibaren başlayan süreçte, kanser tanısı almış tüm hastalar, tanı aldıkları tarihten itibaren bu konseylere sunuluyor. Tanı ve tedavi süreçleri bir hekimin kararına bırakılmadan konseye katılan en az 10 öğretim üyesinin katılımı ile belirleniyor. Her konseye, ilgili alanda özelleşmiş, genel cerrahi uzmanı (meme, tiroid, kolorektal, karaciğer-pankreas, özefagus –mide), kadın hastalıkları ve doğum uzmanı (jinekolojik onkolojik cerrah), üroloji uzmanı, gastroenteroloji uzmanı, kulak burun boğaz uzmanı, ortopedi uzmanı, beyin cerrahisi uzmanı, göğüs hastalıkları uzmanı, pediatrik onkoloji uzmanı, radyoloji ve patoloji uzmanı, radyasyon onkolojisi ve medikal onkoloji uzmanı, nükleer tıp uzmanı, tıbbi genetik uzmanı öğretim üyeleri (profesör, doçent, yardımcı doçent) ve uzmanlık öğrencileri katılıyor. Her hasta kurumumuza başvurusu sonrası bu konseylerde tanı süreçlerinden başlayarak ayrıntılı olarak tartışılıyor ve uygulanacak tedaviler konusunda ortak karar alınıyor. Bu şekilde hasta için en doğru tedavi kararı alınarak en hızlı biçimde tedaviler başlatılıyor. Hastaya evreleme amaçlı olarak yapılacak tetkiklere bile ortak karar verilerek gereksiz, yararsız tetkiklerin yapılması engelleniyor.”

Tedavi sürecinde neler var?

“Yapılacak tetkikler, hastaya ameliyat gerekip gerekmediği, ameliyat yapılacak ise yapılacak ameliyatın türü konseylerde belirleniyor. Hastalar ameliyat sonrasında; ameliyat bulguları, patolojik tanı, evreleme amaçlı yapılan görüntüleme bulguları ile tekrar tartışılıyor. Her hasta için hastalıkla ilgili tüm faktörler belirlendikten sonra uygulanması gereken ek tedavi kararı ortak olarak veriliyor, uygulanacak radyoterapi ve/veya kemoterapinin gerekçeleri konsey üyelerine açıklanıyor. Daha sonra kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanacak olan hastalar hızlı bir şekilde ilgili kliniklere yönlendiriliyor. Konsey kararları hastalara, ilgili klinikte çalışan uzmanlar tarafından ayrıntılı olarak açıklanıyor ve kararlar hasta ile de tartışılıyor.”

DEÜ Hastanesi İnme Tedavisinde Türkiye’ye Rol Model

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde 20 yıldır hizmet veren ve 2016 yılında yenilenerek Türk Beyin Damar Hastalıkları Derneği tarafından akredite edilen İnme Ünitesi, özellikli tedavilerde Türkiye’nin gözde merkezi oldu.

dokuz eylul hastane inme tedavisi orta resim 1

Nöroloji Anabilim Dalı bünyesinde güçlü akademik kadro önderliğinde yüksek kalitede hizmet veren DEÜ Hastanesi İnme Ünitesi, tersiyer merkez olarak (bu olanaklara sahip olmayan çevre merkezlerden hasta kabul edilen) gerekli bütün tıbbi tedavi, girişim ya da ameliyat gibi uygulamaların gerçekleştirildiği bir ünite olarak tüm ülkeye örnek oldu. Türk Nöroloji Derneği, DEÜ Hastanesi İnme Ünitesi’ni, bu yıl ‘Özellikli tedavilerin öğrenileceği eğitim merkezleri arasında’ göstererek bu alanda görev yapan nöroloji uzmanlarına eğitim bursları da sağladı. Uzun yıllara dayanan bilgi ve deneyimleri ile sağlık sektörüne hem tedavi hem de eğitimde büyük katkı sunan Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kürşad Kutluk ve ekibi, başarılı çalışmaları ile Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nin ulusal ve uluslararası platformdaki gücüne güç kattı.     

DEÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erkan Derebek, kurum olarak sadece yurtiçi değil, yurtdışından gelen hastalara da çok değerli hizmetler sunduklarını belirterek şöyle konuştu:

“İnme üniteleri; sadece inme hastalarının kabul edildiği, genel nöroloji servisi ile yoğun bakım arasında bir yapılanma gösteren, ayrı doktoru ve hemşiresi olan, hastaların yaşamsal fonksiyonlarının yakın takip edildiği özel birimlerdir. Fizyoterapist, kardiyolog, beyin cerrahı ve diğer konsültanlara her an erişilebilir olması gerekir. İnme hastası bakımında deneyimli bir ekip çalışır. Biz, geniş bir bölgenin taleplerine yanıt verebilen Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi İnme Ünitesi’nde dünya standartlarında sağlık hizmeti sunmanın kıvancı içindeyiz.”       

Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kürşad Kutluk da dünya genelinde ikinci ölüm nedeni olan inme hastalığı, tedavisi ve korunma yollarına ilişkin şu bilgileri verdi:

“İnme, damar tıkanması ya da yırtılmasına bağlı olarak beyinde oluşan hasar ve bunun meydana getirdiği ani gelişen tablodur. Hastalarda felç ya da konuşma bozukluğu gibi nörolojik belirtiler görülür. Dünya genelinde ikinci ölüm nedeni, erişkin çağda birinci engellilik nedenidir. Türkiye’de inme, toplam ölümler içinde %15 sıklığıyla ikinci sıradadır. İnme hastalarında ilk birkaç saat çok önemlidir. Bu süre içinde, damar içine uygulanan pıhtı çözücü tedavilerle hastaların sağ kalma ve bağımsız yaşama şansları yükselmektedir. Bunun dışında kateterle pıhtı çekme yöntemi de son yılların önemli gelişmeleri arasındadır. Hastaları inmeden korumak ise en önemli konudur ve toplum bilincinin risk faktörleri konusunda arttırılması gerekmektedir. İnme için en önemli risk faktörleri; başta hipertansiyon olmak üzere, diyabet, sigara içmek, hareketsiz yaşam, obezite ve kan yağlarındaki dengesizliktir. Bunların kontrolü, inmeden korunmak için esastır.  Ülkemizde inme tedavisini yüksek kalitede veren kapsamlı inme merkezleri olmakla birlikte yeterli sayıda değil ve düzenli, denetimli bir planlama içinde geliştiği söylenemez. Konuyla ilgili yetkililerle inme tedavisi yapan hekimler arasında işbirliğinin sağlanması, yapılandırılmış sevk sistemleri kurularak hastane öncesi hizmetlerin çabuklaştırılması ve iyileştirilmesi, hastane içi organizasyonların planlanması, sürekli eğitim programlarının düzenlenmesi ve yazılı protokollerin oluşturulması gerekir. Biz, 1997 yılında açılan ve 2016 yılında yenilenen kapsamlı inme merkezimizde tedavilerin yanı sıra nöroloji uzmanlarına eğitim veriyoruz. Burada amaç, merkezimizde yapılan uygulamaların planlı ve programlı biçimde altyapıları uygun olan diğer merkezlerde de yapılmasını sağlamak.”

 

Prof. Dr. Bahri Akdeniz: “Kalp sağlığında düzenli kontrol hayat kurtarır”

Akut Koroner Sendroma Dikkat    

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahri Akdeniz, kalp krizi için risk grubundaki sağlıklı kişilerin 40’lı yaşlardan itibaren düzenli kontroller yaptırarak kalbin ciddi olarak hasarlanması anlamına gelen “Akut Koroner Sendrom”dan korunabileceklerini belirtti.    

deu hastane erken mudahale ara resim 1

Kalp krizinin, “Akut Koroner Sendrom”un ‘bir alt grubu olduğunu ve krizin de tiplerinin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akdeniz, “Akut Koroner Sendrom, kalbi besleyen koroner damarlarının ani olarak tıkanması ya da ciddi oranlarda daralması sonucunda kalbin hasarlanması durumudur. Yani kalp krizini de kapsayan geniş bir yelpazeyi ifade ediyor. Damarların ani tıkanması kalp kasını besleyen miyokardın tehlikede olmasına yol açar ve dolayısıyla hastanın yaşamı tehlikeye girer. Damar sertliği yapan aterosklerotik plaklar aslında 20’li 30’lu yaşlardan itibaren oluşmaya başlar ve yaklaşık 50’li yaşlardan itibaren de damarı daraltmaya başlar. 5-10 dakikayı geçmeyen ve daha çok efor sırasında gelen ağrılar koroner damarın kalp kasını geçici olarak yeterince besleyemediği durumdan kaynaklanan ağrılardır, stabil (kararlı) koroner damar hastalığı olarak adlandırdığımız bu durum kalp krizi değildir. Ancak koroner damar içindeki plağın aniden yırtılması veya zedelenmesi ile kısa zaman içinde damar içinde pıhtı oluşması ve damarı tıkaması akut koroner sendrom dediğimiz duruma neden olur. Koroner damar hastalıklarında yıllardan beri bilinen beş risk faktörü vardır. Hipertansiyonu, şeker hastalığı olanlar, sigara içenler, kolesterol yüksekliği olanlar ve beşincisi de ailesinde erken yaşta kalp ve damar hastalıklarından birini (inme dahil) geçirmiş olanlar. Günümüzün hareketsiz yaşam koşulları ve bel bölgesinde yoğunlaşmış obezite de riski artıran diğer unsurlardır. Bu faktörlerden bir kaçının birlikte olması riski de katlamalı olarak artmaktadır. O nedenle bu grupta olanların belli aralıklarla kontrole gelmeleri, risk faktörlerini azaltmak için çok önemli. Özellikle sigara içmek, satüre yağ dediğimiz doymuş yağlı gıdalarla beslenmek, stres, fazla kilolar, uykusuz kalmak da riski artırır.  Kalp sağlığı için riskli hasta grubunda 40’lı yaşlardan itibaren yılda bir kez kontrol koruyucu yaklaşımlar için çok önemlidir. Kan tahlili ile şeker ve kolesterol ölçümü, EKG ve efor testi ile değerlendirmeler yaparak gerekli önlemleri alabiliyoruz” dedi.   

Akut Koroner Sendrom belirtileri nelerdir?

Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahri Akdeniz, Akut Koroner Sendromun belirtilerini, hastanede yapılan uygulamaları ve sağlıklı bireyler için koruyucu önlemleri şöyle anlattı:
“Ağrı genellikle göğüs bölgesinde, halk arasında iman tahtası denilen sternum kemiğinin altında baskı hissi ve sıkışma tarzında olmaktadır, bazen sırtta, iki kürek kemiğinin arasında da olabilir, çeneye sol kola yayılabilir, bazen de kolda uyuşukluk şeklinde tezahür edebilir. Kalbin arka cidar enfarktüslerinde olduğu gibi mide ağrısı, bulantı şeklinde de gelebilir. Göğüsteki ağrıya; bulantı hissi, nefes darlığı, solukluk, çarpıntı, fenalık hissi eşlik ediyorsa kesinlikle kalp krizi olma riski yüksektir. Ağrı 20 dakikayı geçiyorsa dilaltı hapına yanıt vermiyorsa belki geçer diye beklemek çok zaman kaybıdır. Vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna gidilmelidir. Bunun için de en iyi yöntem 112’yi aramaktır. 112 hizmetinde, en yakın sağlık kuruluşları ile hızlı koordinasyon sağlandığı için zaman kaybetme riski azalır.”

Hastanede ne gibi işlemler yapılıyor?

“Hasta hastaneye geldiğinde bu damarın bir an önce açılması önemlidir. Damarın açılması da; ya damardan verilen ilaçla olur ya da hastanın anjiyoya alınıp, tıkalı damara stent takılması ile mümkün olabilir ki, bu yöntem daha etkilidir. Hastaneye en kısa sürede gelmek ne kadar önemliyse, hastanın acil servisten bir an önce anjiyo laboratuvarına intikali ve burada damarının açılması da o kadar önemlidir. Çünkü burada da ‘zaman eşittir kalp kası’ demektir. Her geçen dakika kalp kasından geri dönüşümsüz olarak bir şeyler alıp götürür. Çok erken müdahale kalp krizini önleyebilir. Çok geç gelirseniz de o damarı açsanız bile artık giden kas geri gelmez. Bu durumda hastalar ileriki yaşamlarında kalp yetmezliği olarak karşımıza gelebilirler Damar açıldıktan sonra büyük oranda ani ölüm riski veya aritmiler sona ermiştir. Hastanın acil servise nakli ve buradan da acil olarak primer peruktan koroner girişim yapacak ekibin toplanması 112 ekibinin de dahil olduğu bir organizasyonu gerektirir. İzmir’de İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde yapılan bir organizasyon ile hastanın oturduğu bölgeye göre 112 ekipleri hastayı hangi hastaneye getireceğini, nerede anjiyo laboratuvarının ve ekibin uygun olduğunu ve koroner yoğun bakımda boş yer olup olmadığını görebilmekte ve ona göre hastayı en yakın sağlık kuruluşuna getirmektedir.”

Başhekim Derebek: 7/24 hizmetteyiz  

DEÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erkan Derebek de Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nin Türkiye’de ilk kez Primer Perkutan Koroner Girişimi (PTCA) gerçekleştiren sağlık kuruluşlarından biri olduğunu ve bu alanda çok yol aldıklarını belirtti. Başhekim Derebek, “Poliklinik hizmetlerimizin yanı sıra Acil Servis ile koordineli 7/24 hızlı ve kaliteli hizmet sunan, çok deneyimli hekimler ve sağlık personelleri ile çalışan dünya standartlarındaki anjiyo ünitemizle kentin önemli bir ihtiyacına yanıt veriyoruz” dedi.

Koruyucu önlemler neler?

Prof. Dr. Bahri Akdeniz koruyucu önlemleri de şöyle özetledi:
“Akut Koroner Sendrom ile ilgili en önemli koruyucu faktörlerin başında sigarayı bırakmak geliyor. İkincisi beslenme önemli. Özellikle yağlı, kolestrolü yüksek besinlerden, satüre yağ dediğimiz doymuş yağlı gıdalardan uzak durulmalı. Hatta bu konuda Türk Kardiyoloji Derneği’nin sunduğu bir de yemek tarifleri kitabı var. Kilolu bireylerin ve şeker hastalığına meyilli olanların özellikle glisemik indeksi yüksek karbonhidratlı gıdalardan uzak kalması gerekli. İdeal kiloda beden kitle endeksi 25 civarında olmalı. 30’un üzerinde olanlara diyet ve düzenli egzersiz yapmalarını öneriyoruz. Düzenli egzersiz, haftanın 5 günü 30’ardan 150 dakika şeklinde aşırı yorulmadan yapılmalı. Belli bir tempoda kalp hızı yaklaşık 130 civarında nefes nefese kalmadan tempolu yürüyüş olabilir. Stresten uzak durmak, geceler boyunca uykusuz kalmamak önemli. Biz buna yaşam şartlarını düzenlemek diyoruz. Düzenli yaşam ile riski son derece azaltmış oluyorsunuz.” 

deu hastane erken mudahale ara resim 2


Göğsünde ağrı şikayeti ile DEÜ Hastanesi’ne getirilen ve burada anjiyo yapılarak damarı stentle açılan 67 yaşındaki Ali Elçi, başarılı müdahale ve Kardiyoloji Yoğun Bakım Ünitesi’ndeki tedavisi sonrası taburcu edildi. Prof. Dr. Bahri Akdeniz, “Hastamız çok kısa sürede hastanemize getirildiği için bu olayı çok az bir hasarla atlatmış oldu” dedi.   

 

Aşırı Sıcakta İş Kazaları 4 Kat Artıyor

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Meslek Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı ve Meslek Hastalıkları Uzmanları Derneği (İMUD) Başkanı Prof. Dr. Arif Çımrın, aşırı sıcakta, iş kazaları ve sıcağa bağlı gelişen hastalıklarda çarpıcı artış görüldüğüne dikkat çekti, basit önlem olarak da yeterli düzeyde sıvı almanın büyük önem taşıdığını belirtti.

deu hastane asiri sicak

Prof. Dr. Çımrın, tüm yurtta etkili olan sıcak hava dalgasının artan nemle birlikte hissedilen sıcaklığı 50 derecelere çektiğini belirterek sıcakta stres yönetimi ve alınacak önlemlerle ilgili bilgi verdi. Çalışma nedeniyle artan vücut sıcaklığı düşünüldüğünde özellikle inşaat işçileri, tünel, asfalt işçileri ve tarım çalışanları gibi açık havada uzun süre çalışanların çok dikkatli olması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Arif Çımrın şöyle konuştu: 

İdrarınızın rengini kontrol edin

“Yapılan çalışmalarda, sıcağın etkisiyle dikkatsizlik, halsizlik, yorgunluk ve kişisel koruyucu donanımların düzensiz kullanımı nedeniyle iş kazalarında 4 ila 6 kat artış görülmektedir. Amerika, tarım işçilerinde yapılan araştırmada 15 yıllık süre içinde 423 tarım işçisinin sıcaklığa bağlı öldüğünü bildirmiştir. Sıcak çarpması, sıcak yorgunluğu, kramplar, halsizlik ve yorgunluk gibi erken bulgular, dikkat edilmemesi halinde ölümle sonuçlanabilir. 35,5 dereceden sonra her bir derece sıcaklık artışı bu hastalıkların ortaya çıkışını 12 kata kadar artırmaktadır. Bunun yanında aşırı sıcaklarda çalışan performansının düştüğü ve iş kalitesinin azaldığı da bilinmektedir. Sıcaktan korunmak için açık renk ve vücudu tamamen kaplayan, terletmeyen kıyafetler tercih edilmeli, mümkünse yüksek koruma faktörlü güneş kremleri sürülmeli ve özellikle 11.00-14.00 arası çalışmaya ara verilmelidir. Sıcaklara bağlı hastalıklardan korunmanın en önemli yolu yeterli sıvı alımıdır. Çalışanların susamasa bile 15 dakikada bir su içmesi önerilmektedir. Basitçe idrarınızın rengini kontrol ederek vücudunuzun su ihtiyacını anlayabilirsiniz.”  

 

DEÜ Hastanesi’nde Gebe Okulu

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı “Anne Dostu Hastane” uygulamasına hazırlık kapsamında, normal doğumu teşvik etmeye yönelik eğitim programlarını içeren “Gebe Okulu” açıldı. Yirmi yıldır bu alanda önemli bilimsel çalışmalara imza atmış olan DEÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile DEÜ Hemşirelik Fakültesi’nin birlikte hayata geçirdikleri uygulama ile anne adayları 4 haftalık “Doğuma Hazırlık Kursu’na katılıyor. Hamilelik sürecinin 24. Haftasından itibaren başlayan kurslarda; haftada 2’şer saatlik eğitimle anne ile bebeğin konforunun ön plana çıktığı egzersizler, nefes alıp verme teknikleri ve psikolojik destek gibi normal doğuma faydalı olacak çalışmalar gerçekleştiriliyor. Dünya standartlarındaki doğuma hazırlık kurslarına anne adaylarının yanı sıra eşleri de katılabiliyor. Heyecanlı süreci en doğru şekilde yönetmeye yönelik kanıta dayalı pratik bilgiler veriliyor, Gebe Okulu’na katılan anne adaylarının kendi ifadeleri ile bebeklerini “gülerek” karşılamalarına yönelik keyifli bir program uygulanıyor.    

deu hastane gebeli okulu

Sağlık hizmetlerini Türkiye’de en kapsamlı bilgi birikimi ve deneyimle gerçekleştiren öncü üniversiteler arasında yer aldıklarını belirten Başhekim Prof. Dr. Erkan Derebek, “Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi ve Hemşirelik Fakültesi olarak güvenli ve kaliteli hizmet anlayışımızla pek çok kuruluşa rol modeliz. Amacımız sağlıklı nesiller yetiştirilmesine katkı sağlamak” dedi.     

DEÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erbil Doğan da, “Tüm dünyada ve ülkemizde artan sezaryen oranları alarm verici düzeyde. Biz kadın doğum hekimleri olarak anne adayları ve bebekler için en güvenli ve rahat yoldan doğumu gerçekleştirmeliyiz. Türkiye’de son 15 yılda anne ve bebek ölüm hızlarında çok anlamlı azalmalar oldu. Buna karşılık sezaryen oranlarında kabul edilemez artışlar var. Biz ülke olarak anne ve bebek ölüm hızlarındaki bu azalmaları da koruyarak artık sezaryen oranlarımızı daha makul düzeylere çekmeliyiz. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi olarak da uzun yıllardır elde ettiğimiz birikimi ve deneyimi kullanarak bu yönde adımlar atmak istiyoruz. Bu kapsamda” Gebe Okulu” uygulamamızı başlattık. Sağlık Bakanlığı’nın “Anne Dostu Hastane” projesine katılmak için de hastane ve bölüm olarak hazırlıklarımızı yürütüyoruz” diye konuştu.

2009 yılında “Doğuma Hazırlık”, 2015’te de “Doğal Doğum” isimli iki kitabı yayınlanan, 20 yıldır sayısız anne adayı ile doğal doğuma yönelik eğitim çalışmaları yapan Hemşirelik Fakültesi Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Okumuş da şu bilgileri verdi:
“Sezaryen doğumların artışı ülkemizde anne, bebek ve toplum sağlığını etkileyen önemli bir problemdir. Giderek artan sezaryen oranlarını iyileştirmek için Sağlık Bakanlığı tarafından ‘Anne Dostu Hastane’ uygulaması başlatılmıştır. Hedefimiz, bu unvanı alacak ilk üniversite hastanesi olmak ve toplumumuza hizmet sunmak. Güvenli ve kaliteli gebelik izlemi, doğum hizmetinde kanıta dayalı uygulamaları kullanma ve gebe okulu gibi uygulamalar sağlık profesyonellerinin yürüttüğü önemli girişimlerdir. Kanıta dayalı uygulamaların sonuçlarını başarılı ve ümit verici buluyoruz. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, bu eğitimlerde uluslararası sertifikaları bulunan öğretim üyeleri ile önemli bir kimliğe sahip ve bu eğitim programlarını 1998 yılında ilk başlatan, halen de sürdürmekte olan bir fakültedir. Kursiyerimiz olan anne baba adaylarına, program sonunda birer sertifika ile katılımları için teşekkür ediyor, ileride çocuklarına, onlara verdikleri değeri gösteren bir belge sunuyoruz.”  

Meslek Hastalıklarında DEÜ’den Sanayiye İşbirliği Çağrısı

deu sanayi isbirligi orta resim 2

Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde 2013 yılında kurulan ve iki yıldır poliklinik hizmeti de veren Türkiye’nin İlk Meslek Hastalıkları Bilim Dalı; dünya standartlarındaki bilgi birikimi, bilimsel ve teknik altyapısı ile öne çıkan kaliteli hizmet anlayışını toplumun her kesimine ulaştırmak için sanayi kuruluşlarına işbirliği çağrısı yaptı.      

İş ve Meslek Hastalıkları alanında Türkiye’de önemli bir referans merkezi olduklarını,  tüm sektörlerden meslek hastalıklarına yönelik testler ve risk analizleri yönünde başvurular aldıklarını belirten Meslek Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arif Hikmet Çımrın ve Meslek Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yücel Demiral, uluslararası standartlardaki hizmet sunumu ile sanayinin ihtiyaçlarına yanıt vermeye hazır olduklarını belirtti.  

deu sanayi isbirligi orta resim 3
Türkiye’de halen bir üniversite bünyesinde bu kapasitede hizmet veren tek merkez olduklarını ifade eden Prof. Dr. Çımrın ve Prof. Dr. Demiral çalışmalarını şöyle özetledi:     

“Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde iş sağlığı konusunda, koordinasyon içinde çalışan dört farklı yapı var. Bunlar; İş Sağlığı Araştırma ve Uygulama Merkezi  (İSAMER), İş ve Meslek Hastalıkları Bilim Dalı, Halk Sağlığı Anabilim Dalı İş Sağlığı Doktora Programı ve İşyeri Sağlık Güvenlik Birimi. Öncelikli araştırma alanlarımız; iş yeri ortamında toz, gürültü, ağır metaller ve psikososyal riskler. İtalya ve Hollanda gibi ülkelerle ikili araştırmalar ve eğitim projeleri yürütüyoruz. Ayrıca hastanemizde laboratuvar hizmeti olarak rutin hematolojik ve biyokimyasal testler yapılıyor. İşyeri ortamında ölçümler yapmak üzere yapılandırılan iş hijyeni laboratuvarının geliştirilmesi çalışmaları da devam ediyor. Ağır metaller ve diğer mesleksel toksik maddelerin ölçümlerinin yapılması için çalışmalarımız var. İşitme (Odyoloji) laboratuvarının yanı sıra çağdaş bir altyapıya sahip Radyoloji (radyodiagnostik) bölümü çalışmalarımıza büyük destek sağlıyor.”

deu sanayi isbirligi orta resim 1

Üç yılda 1000 hasta değerlendirildi

“Hemen tüm sektörlerden meslek hastalığı kuşkusu gelen başvurular doğrultusunda son üç yılda İş ve Meslek Hastalıkları Bilim Dalı Kliniğimizde1000’in üzerinde olguyu değerlendirdik. Astım ve toza bağlı akciğer hastalığı (pnömokonyoz) gibi solunum sistemi, kas iskelet sistemi, dermatolojik sorunlar başta olmak üzere hemen tüm sistemlerle ilişkili mesleksel hastalık ortaya çıktığını gözledik. Bu meslek hastalıklarının varlığı, İşyerlerinde sağlık sorunlarının ortaya çıkmaması için iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini gösteren bir sonuç. 10 yıldır İtalya İş Hijyenistleri Derneği ile ortak geliştirilen uluslararası akredite edilmiş ‘İş Hijyeni” eğitimleri ve OSHNET-School adı verilen eğitimleri yürütüyoruz. Üniversitemizin mühendislik bölümleri ile de iş hijyeni ve iş güvenliği alanlarında işbirliği içindeyiz. Tüm bu çalışmalar ve deneyimler ışığında, üniversitemiz bünyesinde son 5 yıldır yapılan ‘Risk Analizleri ve Çalışanların Sağlığının İzlemi’ daha da genişletildi. Amaç, tüm üniversiteye İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) hizmetlerinin verileceği merkezi bir birimin kurulması. İş ve Meslek Hastalıkları yan dal uzmanlık eğitimimiz de Göğüs Hastalıkları, Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Anabilim Dallarının yaptığı protokolle devam ediyor. Bu bağlamda Türkiye’nin ilk Meslek Hastalıkları Uzmanlık öğrencisini  bölümümüzde yetiştirmekten mutluyuz.”   

 

DEÜ Hastanesi’nde Kanser Hastaları Kemoterapi İçin Artık Sıra Beklemeyecek

 Türkiye’nin sağlıkta lider kuruluşlarından Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde, daha çok kanser hastalarının tedavi edildiği Gündüz Tedavi Merkezi’nde son yıllarda artan hasta yoğunluğuna bağlı olarak oluşan sıra bekleme sorunu, yeni mesai düzenlemesi ile çözüldü. 

Daha önce hafta içi her gün saat 08.00 ile 16.00 arasında tedavi hizmeti sunulan merkezde, randevuların bir haftalık sürelere uzaması üzerine Başhekimlik yeni mesai düzenlemesini hayata geçirdi. Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü ile birlikte planlanan yeni uygulama kapsamında tedaviler, saat 08.00 ile 18.00 arasındaki zaman diliminde gerçekleştirilecek şekilde düzenlendi. Daha önce günde ortalama 90-100 hastaya hizmet verilirken, yeni yapılan düzenleme ile birlikte kazanılan iki saatlik ek süre sayesinde yüzde 20 oranında daha fazla hastaya tedavi olanağı sunulmaya başlandı. Böylece, bir haftaya kadar uzayan tedavi randevuları da iki güne çekilmiş oldu. Hasta konforunun en üst düzeyde tutulduğu, alanında deneyimli hekim ve hemşirelerin büyük özveri ile hizmet sunduğu ünitedeki işleyiş, hasta ve hasta yakınlarının yüzünü güldürdü.  

deu hastane kanserli hastalar bekletilmeyecek orta resim

“Önceliğimiz hastalarımız” diyen Başhekim Prof. Dr. Erkan Derebek, yeni uygulama ile ilgili şu bilgileri verdi: “Dokuz Eylul Üniversitesi Hastanesi,  Merkezi Kemoterapi Ünitesi kavramını ülkemizde ilk olarak hayata geçiren ve bu konuda öncülük yapmış bir hastane.  Gündüz Tedavi Merkezi’nde hizmet alan hastaların yüzde 60 kadarını onkoloji, yüzde 30’unu hematoloji ve yüzde 10’unu diğer bölümlerin hastaları oluşturuyor. Tatil günleri de dahil olmak üzere, Kanser hastalarının zamanında, bilimsel gelişmeler doğrultusunda, doğru ve eksiksiz bir şekilde tedavi almaları öncelikli konularımızdan birisi. Bu konuda gereken düzenlemeleri hızla hayata geçiriyoruz ve geçirmeye devam edeceğiz.”

Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlhan Öztop da kanser tedavilerinin sadece onkolojik tedavi ile sınırlı olmadığını, beraberinde psikolojik destek, sosyal destek ve beslenme desteği ile birlikte bir bütün olarak verilen kapsamlı bir tedavi olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Son yıllarda sağlıkta en hızlı gelişmelerden biri kanser tedavileri alanında olmuştur. Tıbbi Onkoloji bölümümüzde kemoterapi, hedef tedaviler ve son yılların güncel konusu olan immünoterapi tedavileri en güncel bilimsel gelişmelerin ışığı altında uygulanmaktadır. Büyük çoğunluğu Gündüz Tedavi Merkezi’nde uygulanan bu tedaviler hastalığın durumuna ve tedavinin türüne göre haftada bir, 14 günde bir ya da 21 günde bir gibi belli aralıklarla uygulanmaktadır. Kanser gibi önemli bir hastalıkta tedaviye olabildiğince vakitlice başlamak hepimizin ortak arzusudur. Onkoloji Servisinde ve Gündüz Tedavi Merkezi’nde bu hizmet süreci onkoloji hekimlerinin, sınırlı sayıda hemşirenin ve personelin özverili yaklaşımlarıyla gerçekleştirilmektedir. Başhekimliğimizin ve Hemşirelik Hizmetleri Müdürlüğü’nün yaptığı yeni düzenleme ile Gündüz Tedavi Merkezi’nde randevular çok daha erkene çekilmiş oldu. Bu düzenleme hasta ve hasta yakınlarımız için de büyük moral kaynağı oldu. Hemşire arkadaşlarımız başta olmak üzere, tüm hekimlerimize ve personelimize yoğun çabaları için ayrı ayrı teşekkür ediyoruz.”    

Adli Tıp Anabilim Dalı Yeni Poliklinik Binasına Taşındı

20 yıllık güçlü bilgi, deneyim, eğitim ve hizmet altyapısı ile alanında Türkiye’nin en önemli referans merkezleri arasında yer alan ve son yıllarda rutin hizmet üretiminde büyük artış sağlayan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda poliklinik hizmetleri, Adli Tıp binası girişinde düzenlenen yeni ünitede verilmeye başlandı. İnciraltı Sağlık Yerleşkesi’nde yer alan poliklinikte, hastanemizin diğer servislerinden istenen adli olgulara konsültasyon hizmeti, adli makamlarca gönderilen ve bireysel başvuru yapan olgulara görüş bildirilmesi hizmetleri verilirken, hastanemiz Acil Servisi’nde araştırma görevlileri ve uzmanlar tarafından ilgili öğretim üyesi danışmanlığında 7 gün 24 saat konsültasyon hizmeti de verilmektedir.

Acil Servis’te adli olgu niteliği taşıyan hastaların adli olgu bildirimi yapılmakta ve resmi makamlardan yazılı talep geldiğinde bu hastaların adli raporları düzenlenmektedir. Tıbbi Malpraktis, İnsan Hakları İhlalleri, Cinsel Şiddet, Çocuk ve Yaşlı İstismarı konularında taraflara danışmanlık ve bilirkişilik hizmetleri verilmektedir.  

Adli belge inceleme (imza vb) konularında bilirkişilik ve danışmanlık hizmeti, Özel Bilirkişilik (Uzman Bilimsel Mütalaa) hizmetleri ve hukukçulara yönelik tıbbi bilirkişilikle ilgili özel danışmanlık hizmetleri de Anabilim Dalımız bünyesinde verilmektedir.   

deu adli tip haber 1

 

 

Plastik Cerrahi Polikliniği’nde Fiziksel Alanlar İyileştirildi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde 1989 yılında kurulan Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nın fiziksel altyapısı baştan aşağı yenilenerek daha modern ve konforlu bir ünite olarak hasta hizmet sunumuna başladı.    

Klasik operasyonlar dışında, Mikrocerrahi, El Cerrahisi, Kranio-Maksillofasiyal Cerrahi, Yara Bilim Dalı ve Endoskopik Cerrahi için gerekli tüm olanakların mevcut olduğu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nda uluslararası standartlarda sunulan poliklinik hizmetleri, güçlü akademik kadro önderliğinde bölgede çok önemli bir ihtiyaca yanıt vermektedir.   

deu plastik cerrahi haber 1

 

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi’nde Ek Birim Hizmete Açıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Çocuk – Ergen Ruh Sağlığı Polikliniği Ek Ünitesi, Erişkin Poliklinikler binasında hizmete girdi. Çocuk ruh sağlığı alanında 1986 yılında hizmet vermeye başlayan ve 1995 yılından itibaren de Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı olarak hasta hizmet sunumunu sürdüren Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde, 0-18 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin ruhsal problemleri değerlendirilerek tedavi olanakları sunuluyor. 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çocuk araştırmalarının artması ve bu alandaki gelişmelere paralel olarak hızla artan gereksinime yanıt vermek üzere geliştirilen ünitede randevulu ve acil olgular değerlendirmektedir.  

deu cocuk psikiyatri haber 1

Tıbbi Onkoloji Polikliniği Yenilendi

Kanser tedavilerinde Türkiye’nin referans merkezleri arasında yer alan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Polikliniği, çağın koşullarına uygun şekilde modernize edildi. Güçlü akademik kadrosu ve yoğun deneyimi ile bölgenin en önemli tedavi merkezleri arasında yer alan Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı, DEÜ Hastanesi Poliklinikler Binası’ndaki modern fiziki alanda hizmet sunumuna devam ediyor. Bekleme salonundan poliklinik ve hekim odalarına kadar tüm hizmet alanlarının yenilendiği ünitede, onkoloji hasta ve yakınlarına daha ferah bir ortamda daha konforlu bir hizmet sunulmaya devam edilmektedir.    

tibbi onkoloji deu hastane 1

Kalpten Bağış Hastalara Şifa Olacak

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde 2016 yılında kalp rahatsızlığı nedeniyle 7 ay süreyle tedavi gören hayırsever Ethem Gürbüz, kendisi gibi şifa bekleyen hastalara destek olmak için yaptığı bağış ile Kardiyoloji Yoğun Bakım Ünitesi’ne 4 yataklı bir Günübirlik Servis kazandırdı. Anjiyoya alınan kardiyoloji hastalarının aynı gün içinde taburcu olmalarına hizmet edecek şekilde düzenlenen Günübirlik Servis törenle hizmete açıldı. Açılış kurdelasını Başhekim Prof. Dr. Erkan Derebek, Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahri Akdeniz, Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özer Badak ve bağışçı Ethem Gürbüz birlikte kesti. 

ethem gurbuz dokuz eylul universite hastanesi bahis haber 1

Törene eşi Gülser Gürbüz ile birlikte katılan 78 yaşındaki bağışçı Ethem Gürbüz, kendisini sağlığına kavuşturan hekimlere ve tüm sağlık personeline müteşekkir olduğunu belirterek, “Bu vatanın bir evladı olarak sağlığa böyle bir yardım yapmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Doktorlarımız daha rahat koşullarda çalışsın, hastalarımız da mağdur olmasın istedim. Bu bağışı yapmama vesile olan doktorum Prof. Dr. Özer Badak’a teşekkür ediyorum. Katkılarım bununla sınırlı kalmayacak, bundan sonra da devam edecek” diye konuştu.  

Hayırsever Ethem Gürbüz’e bir plaket vererek teşekkür eden Başhekim Prof. Dr. Erkan Derebek de bu güzel davranış ve duyarlılığın herkese örnek olmasını dileyerek şöyle konuştu: “Sayın Gürbüz hastanemiz için gerçekten önemli bir katkı sağladı. Bu önemli yaklaşım ve iyiliğin diğer hayırseverlere de örnek olmasını diliyorum. Kardiyolojide yatış gerekmeyen hastalarımızın günübirlik hizmet almalarına uygun bir ünite hazırladık ve açılışını yapmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bağışçımızın yeni katkılarını da bekliyoruz.”    

ethem gurbuz dokuz eylul universite hastanesi bahis haber 2

Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahri Akdeniz de günübirlik hastalar için oluşan bir ihtiyacın böyle anlamlı bir bağış ile karşılanmasından memnuniyet duyduğunu ifade ederek, “4 yataklı ünitemizde hastalarımızın günübirlik girişini erkenden yapabiliyoruz ve aynı gün hiç mağdur olmadan taburcu edebiliyoruz. Böyle bir üniteye gerçekten gereksinim vardı, bağışçımız Ethem Gürbüz’e ve ailesine çok teşekkür ediyoruz” dedi.

 

Bağışla İnşaa Edilen İlhan Onat Binası Törenle Açıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde merhum hayırsever İlhan Onat’ın bağışı ile inşaa edilen ve 19 yataklı bir Kök Hücre Nakil Ünitesi’nin de içinde yer aldığı 55 yatak kapasiteli “İlhan Onat Binası” törenle hizmete açıldı. Açılış kurdelasını, DEÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Kasman, Başhekim Prof. Dr. Erkan Derebek ve bağışçı İlhan Onat adına Recai Saylık, Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi Ahmet Berk, Dokuz Eylül Üniversitesi önceki Rektörleri Prof. Dr. Namık Çevik, Prof. Dr. Fethi İdiman ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Dicle birlikte kesti. Törene Rektör Yardımcıları, Üniversite Genel Sekreteri, öğretim üyeleri ve sağlık çalışanları katıldı. 

ilhan onat tanitim ara resim 2

REKTÖR KASMAN: BAĞIŞ ÇOK DEĞERLİ

DEÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Kasman, merhum bağış sahibi İlhan Onat adına Recai Saylık’a bir teşekkür plaketi sunduğu açılış konuşmasında bağışların önemine dikkat çekti. Rektör Prof. Dr. Kasman, “Benim için son derece anlamlı bir günü birlikte paylaşmanın heyecan ve mutluluğunu yaşıyorum. Şu anda, Rektörlüğüm döneminde biten ilk binanın açılışını birlikte yapıyoruz. Bu bina ile birlikte sağlık hizmeti vereceğimiz alan kapasitesi büyüyor, özellikle Kemik İliği Transplantasyon Ünitesi’nde kapasitemiz artıyor. Bu da bölgede önemli bir ihtiyaca yanıt vereceğimiz anlamına geliyor. Dokuz Eylül Üniversitesi zaten marka değeri olan bir sağlık kuruluşu. Türkiye’nin önemli sağlık yatırımlarından biri de İnciraltı Sağlık Kampusümüzde yer alıyor. Balçova ve Narlıdere bölgesinde ciddi bir altyapımız var. Sağlık temalı teknoparkımız, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezimizde (İBG İzmir) ciddi çalışmalar, araştırmalar yapılıyor. Bir süre sonra İBG İzmir’in tüm finansmanı Kalkınma Bakanlığı tarafından karşılanacak. Buraya yaklaşık 170-200 araştırmacı istihdam edilecek. Bu bizim tıp alanında araştırma gücümüzü daha da artıracak. Sağlık Yerleşkemize bu binayı kazandıran bağışçımız İlhan Onat ve kardeşi Bilge Berk Hanım’a teşekkürü borç biliyor, merhuma Allah’tan rahmet diliyorum. Şunu özellikle vurgulamak gerekir ki, kamunun kaynakları  sınırlı, bu bağlamda bağışçılara daha fazla ihtiyaç var. Umarım bu tür bağışlar artarak devam eder” diye konuştu.  

ilhan onat tanitim ara resim 3

BAŞHEKİM DEREBEK’TEN DEĞİŞİM MESAJI

Başhekim Prof. Dr. Erkan Derebek de konuşmasına merhum hayırsever İlhan Onat, kızkardeşi Bilge Berk ve bağışçıyı temsil eden Recai Saylık’a teşekkür ederek başladı, “Bu güzel binayı kurumumuza kazandırdıkları için çok teşekkür ediyorum. Ayrıca bu projenin hayata geçirilmesinde katkıda bulunan ve her aşamasında yer alan Prof. Dr. Mehmet Ali Özcan Bey’e de teşekkürlerimi sunuyorum. Ege Bölgesi’nde önemli bir ihtiyaca yanıt verecek bir bina kurumumuza kazandırılmış durumda. Yaklaşık 4 bin metrekare kapalı alanda 7.7 milyon TL’ye malolan bu bina, 19’u Kemik İliği Transplantasyon Ünitesi’nde olmak üzere toplam 55 yatak kapasitesi ile hizmete hazırlandı. Biz kurdela kesme aşamasında devreye girmiş olduk, bu nedenle emeği geçenlere teşekkürlerimi iletiyorum.  Şu anda bu açılış ile Dokuz Eylül Üniversitesi, önümüzdeki üç yıl içinde çok ciddi değişimlerin, dönüşümlerin yaşanacağı bir sürece girmiş oldu.”

ilhan onat tanitim ara resim 4

99 MİLYON LİRALIK PROJE

“Fiziki anlamda nitelikli yataklara dönüşüm konusunda, polikliniklerin renovasyonları konusunda, tıbbi donanımların tümüyle yenilenmesi konusunda Kalkınma Bakanlığı büyük bir proje aldı ve bu proje yaklaşık 99 milyon TL civarında büyük bir proje. Dolayısıyla üniversitemizin yaklaşık 10 yılına damga vurabilecek büyük bir dönüşümün arifesindeyiz. Bu güzel binayla bu süreci başlatmış bulunuyoruz. Üniversite Hastanemizin şu anda toplam 1125 yatağı var. Bu binanın kazanılması ile birlikte toplam 1225 fiili yatak kapasitesine ulaşacağız. Ama bu dönüşümler ve renovasyonlardan sonra 1000 yatak kapasitesine dönüşmüş olacağız” dedi.

HAYIRSEVER ONAT’IN VASİYETİYDİ

Bağış sahibi adına konuşan Recai Saylık da 1930 yılından itibaren İzmir’de yaşamış emekli eczacı İlhan Onat’ın farklı yönleri ile öne çıkan bir kişilik olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: “Sayın Onat’ı farklı kılan özelliklerden biri çok iyi bir satranç oyuncusuydu. Türkiye’yi yurtdışında bu alanda en fazla temsil etmiş kişi, aynı zamanda çok iyi bir briç oyuncusudur. Uluslararası başarılara imza atmıştır. 2007 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Hematoloji Servisi’nde multipl miyelom teşhisi konduktan sonra hayır işlerine girme arzusu doğdu kendisinde.  Bu hayır işleri konusunda ne yapabiliriz diye biraraya geldik. Bunları sıraladık. Narlıdere’de 27 derslikli 600 öğrencinin eğitim gördüğü bir ilköğretim okulunu 2011-2012 yılında eğitim faaliyetine başlamak üzere teslim ettik. Ardından bir vakıf kuralım dedik. 2012’de bir eğitim vakfı kurduk ve her yıl ortalama 70 ile 100 arasında öğrenciye burs veriyoruz. Sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Sayın Prof. Dr. Mehmet Ali Özcan’ın da aracılığı ile hastaneye bağış yapılması gündeme geldi. Belli bir miktar ayrıldı ve planlanan şimdiki bina  ve 2012 planlanan bina şimdi tamamlanmış oldu. Bu bizim için çok büyük bir gurur. Bu binaya çok fazla zaman ve emek harcadık. İnanıyorum ki Dokuz Eylül Üniversitesi de de emeği harcadı ve sonuçta bu bina gerçekleşti. Özellikle son aşamalarda binanın hizmete girmesi yönünde son derece gayret sarfeden Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Adnan Kasman ve Başhekimimiz Prof. Dr. Erkan Derebek’e teşekkür ediyorum. İlhan Bey 2013 yılında vefat ettiğinde elimizde sadece imzalanmış bir protokolümüz vardı. Mirasçısı kızkardeşi Bilge Berk bu sözün takipçisi oldu, İlhan Bey’in vasiyetinin hayata geçmesine öncülük etti. Bu çok büyük bir özveridir. Böylece verilmiş sözü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu hastanenin yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”   

BİNA İÇİNDE NELER VAR ?

Toplam 4118 metrekare kapalı alanda 7.7 milyon TL’ye inşaa edilen 4 katlı İlhan Onat Binası, özellikle kemik iliği transplantasyonlarının yapılacağı Kök Hücre Nakil Ünitesi ile bölgede çok önemli bir ihtiyaca yanıt verecek. Kemik İliği Transplantasyon Ünitesi’nde erişkin - çocuk hematoloji hastaları ile onkoloji hastaları da tedavi olacak. Polikliniklerde ayaktan hastalara, 18’er yatak kapasiteli kliniklerde de yatan hastalara uluslararası standartlardaki teknik donanım ve güçlü akademik altyapı ile tedavi olanağı sunulacak. Hemşire yetersizliği nedeniyle ilk etapta 10 yatağı açılacak olan Kök Hücre Nakil Ünitesi zaman içinde tam kapasiteye ulaşacak.  

ilhan onat tanitim ara resim 1

İLHAN ONAT KİMDİR ?  

İlhan Onat,1929 İstanbul doğumludur. 1930 yılında babasının İzmir-Turyağ Fabrikaları baş kimyagerliği işi nedeniyle İzmir’e taşınmış olup vefatına kadar İzmir ili Narlıdere ilçesinde yaşamıştır. Bayraklı İlkokulu, Karşıyaka Ortaokulu ve Atatürk Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden 1952 yılında mezun olan İlhan Onat, 1980 yılına kadar eczacı olarak çalıştıktan sonra eczanesini devretmiştir. Emekli olduktan sonra zaman zaman gayrimenkul ve inşaat işiyle uğraşmıştır. Satranç sporunda Türkiye’nin ilk uluslararası usta (International Master M) unvanına sahip oyuncusu olan İlhan Onat, pek çok kez milli oyuncu olarak ülkemizi temsil etmiştir. Eğitim ve sağlık hizmetlerine önemli bağışları bulunan hayırsever, 13 Mayıs 2013 tarihinde vefat etmiştir.   

Hastanemizden Güncel Haberler

Kanser Hastaları Kemoterapi İçin Artık Sıra Beklemeyecek...

cocuk psikaytri ara resim haber icinTürkiye’nin sağlıkta lider kuruluşlarından Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde, daha çok kanser hastalarının tedavi edildiği Gündüz Tedavi Merkezi’nde son yıllarda artan hasta yoğunluğuna bağlı olarak...
Haberi Oku

Arpaboyu Dergisi'nin 64. Sayısı Yayınlandı...

plastik cerrahi ara resim haber icinDokuz Eylül Üniversitesi Düzenli Olarak Dönemsel Hazırladığı Arpaboyu Dergisinin son sayısı çıkmıştır.
Haberi Oku

Meslek Hastalıklarında DEÜ’den Sanayiye İşbirliği Çağrısı

adli tip ara resim haber icinTürkiye’nin İlk Meslek Hastalıkları Bilim Dalı; dünya standartlarındaki bilgi birikimi ile kaliteli hizmet anlayışını topluma ulaştırmak için sanayi kuruluşlarına işbirliği çağrısı yaptı. 
Haberi Oku

Tıbbi Onkoloji Polikliniği Yenilendi!

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel Haberler Kanser tedavilerinde Türkiye’nin referans merkezleri arasında yer alan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Polikliniği, çağın koşullarına uygun şekilde modernize edildi.
Haberi Oku


Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi’nde Ek Birim Hizmete Açıldı

cocuk psikaytri ara resim haber icinÇocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı olarak hasta hizmet sunumunu sürdüren Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde, 0-18 yaş arasındaki çocuk ve gençlerin ruhsal problemleri değerlendirilerek tedavi olanakları sunuluyor.
Haberi Oku

Plastik Cerrahi Polikliniği’nde Fiziksel Alanlar İyileştirildi

plastik cerrahi ara resim haber icinDokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde 1989 yılında kurulan Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı’nın fiziksel altyapısı baştan aşağı yenilenerek daha modern ve konforlu bir ünite olarak hasta hizmet sunumuna başladı.
Haberi Oku

Adli Tıp Anabilim Dalı Yeni Poliklinik Binasına Taşındı

adli tip ara resim haber icinDokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda poliklinik hizmetleri, Adli Tıp binası girişinde düzenlenen yeni ünitede verilmeye başlandı.
Haberi Oku

Öğretim Üyesi Özel Randevu Sistemi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel Haberler Hastanemizde öğretim üyesi muayeneleri polikliniklerde yapılmaktadır. Çağrı Merjezi: 0(232) 412 98 98
Haberi Oku


Bağışla İnşaa Edilen İlhan Onat Binası Törenle Açıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel HaberlerDokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde merhum hayırsever İlhan Onat’ın bağışı ile inşaa edilen ve 19 yataklı bir Kök Hücre Nakil Ünitesi’nin de içinde yer aldığı 55 yatak kapasiteli “İlhan Onat Binası” törenle hizmete açıldı.
Haberi Oku

Kalpten Bağış Hastalara Şifa Olacak

kalpten sifa haber 1Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde 2016 yılında kalp rahatsızlığı nedeniyle 7 ay süreyle tedavi gören hayırsever Ethem Gürbüz, kendisi gibi şifa bekleyen hastalara destek olmak için yaptığı bağış ile Kardiyoloji Yoğun Bakım Ünitesi’ne 4 yataklı bir Günübirlik Servis kazandırdı.
Haberi Oku

Tıbbi Onkoloji Polikliniği Yenilendi

tibbi onkoloji deu hastane mini haber 1Kanser tedavilerinde Türkiye’nin referans merkezleri arasında yer alan Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Polikliniği, çağın koşullarına uygun şekilde modernize edildi.
Haberi Oku

Böbrek Nakilli Hastadan Anlamlı Bağış

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel Haberler Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde 2010 yılında böbrek nakli yapılarak hayata tutunan 58 yaşındaki Kasım Hacıfettahoğlu, böbrek rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören hastalara şifa olmak için 7500 TL bağış yaptı.
Haberi Oku


DEÜ Hastanesi Yönetim Hizmet Binası Törenle Açıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel HaberlerDokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde Servisler Girişi yanına inşaa edilen 5 katlı Başhekimlik Hizmet Binası törenle açıldı.
Haberi Oku

İngiliz Hasta Gloria Rhodes DEÜ Hastanesi’nde Şifa Buldu

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel HaberlerKuzey Kıbrıs Türk Türk Cumhuriyeti’nde(KKTC) yaşayan İngiliz uyruklu hasta Gloria Karabina Rhodes (66), geçen yıl tanı aldığı akciğer kanseri tedavisi sürecinde geldiği DEÜ Hastanesi’nde başarılı bir ameliyat geçirerek şifa bulmanın sevincini yaşadı.
Haberi Oku

Tüp Bebekte Yeni Teknolojiye KOSGEB Desteği

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel Haberler Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin (DEPARK Sağlık) 2015 yılında bünyesine kattığı firmalardan “Koek Biyoteknoloji”nin, bebek özlemi çekenler için geliştirdiği “Mikro akışkan çip teknolojisi”, Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kuruluşu olan KOSGEB’den (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) tam destek aldı.
Haberi Oku

Kalp Hastalarına Lions Desteği

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel Haberler Sağlık, eğitim ve çevre konularında topluma hizmet ve yardımı ilke edinen İzmir Bahar Lions Kulübü Derneği üyeleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Servisi’nde tedavi gören hastalar için bir oda tanzim etti, Anjiyo bölümünde nübirlik hastaların kalabileceği bir ünite kurulması için de seferber oldu.
Haberi Oku


Türkiye’nin En Modern Geriatri Servisi DEÜ Hastanesi’nde Hizmete Girdi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel HaberlerDokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Geriatri Bilim Dalı bünyesinde açılan Türkiye’nin en modern Geriatri Servisi, 13 yatak kapasitesi ile Ocak 2015’ten itibaren hizmet sunumuna başladı.
Haberi Oku

Türkiye’nin ilk Meslek Hastalıkları Bilim Dalı ve Kliniği DEÜ Hastanesi’nde kuruldu

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel HaberlerDokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın 2012 yılında uzmanlık alanı kabul ettiği Meslek Hastalıkları uzmanlığı ve hizmeti konusunda ilklere imza attı.
Haberi Oku

DEÜ Hastanesi’nde Dünya Standartlarında Tüp Bebek Tedavisi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel Haberler Tüp bebek tedavisinde 2002 yılından itibaren Türkiye’nin örnek merkezleri arasında hizmet veren Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi, ülkemizde yeni yaygınlaşan “Yumurta dondurma” uygulaması ile çocuk sahibi olmak isteyenlerin yeni umut ışığı oldu.
Haberi Oku

Yara İyileştirmede Bir İlk; Elektrikle Acısız Tedavi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel Haberler Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesi’nde yaklaşık iki yıl önce hizmete açılan Türkiye’nin kamudaki ilk Yara İyileştirme Polikliniği’nde, “Elektrikle acısız tedavi” yöntemi uygulanmaya başladı.
Haberi Oku


Öğretim Üyesi Özel Randevu Sistemi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel HaberlerHastanemizde öğretim üyesi muayeneleri polikliniklerde yapılmaktadır. Çağrı Merjezi: 0(232) 412 98 98
Haberi Oku

Sıkıntılı Dönemi Birlikte Aşacağız

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Güncel HaberlerBaşhekim Prof. Dr. Erkan Derebek, iyileştirme gerektiren özellikle tıbbi cihaz donanımı ve hasta hizmet alanlarında hızlı çözüme odaklandıklarını ifade ederek şöyle konuştu...
Haberi Oku


Küçük Bedenleri DEÜ Hastanesi’nde Hayata Tutundu

Nedeni bilinmeyen doğumsal safra kanalları gelişim bozukluğu ve doğumsal karaciğer yetmezliği nedenleriyle Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesi’nde son bir yıl içinde karaciğer nakli yapılan 1-5 yaş arasındaki Defne Aygün, Memiş Arda Bahar, Agadayı Nuriyev (Azerbaycanlı) ve Abdil Akkaş, başarılı geçen operasyonların ardından sağlıklarına kavuşarak ailelerinin yüzünü güldürdü. Sağ kalım oranı en riskli olan 10 kilogram altındaki küçüklerin operasyonunu, DEÜ Hastanesi Organ Nakil Merkezi Mesul Müdürü Prof. Dr. İbrahim Astarcıoğlu önderliğindeki Karaciğer Nakli Ekibi ve başarılı bir multidisipliner çalışma sergileyen Anesteziyoloji, Gastroenteroloji, Çocuk Yoğun Bakım, Radyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları ekipleri gerçekleştirdi. Küçük bedenlerin yaşam mutluluğunu tüm ekip kutladı. 

İzmir’de yaşayan Aygün ailesinin kızı Defne Aygün’e; henüz 4 ay 10 günlükken, 05.011.2015 tarihinde, doğumsal safra kanalları gelişim bozukluğu (Konjenital biliyer atrezi) nedeniyle nakil yapıldı. Babasından alınan sol lob karaciğer grefti, ameliyat sırasında iki kez küçültülerek hastaya nakledildi. Ameliyat sırasında 6 kg olan Defne, şimdi 14 aylık ve ağırlığı 9 kg 100 grama ulaştı.

Memiş Arda Bahar; henüz 1 yaşındayken 18.02.2015 tarihinde, nedeni bilinmeyen doğumsal karaciğer yetmezliği nedeniyle nakil oldu. Babasından alınan sol lob karaciğer grefti, ameliyat sırasında küçültülerek hastaya nakledildi. Ameliyata girerken 7.5 kg olan Memiş Arda şu anda 18 aylık ve 10.5 kilogram.

Azerbaycan Bakü doğumlu olan Agadayı Nuriyev’e de 22.12.2015 tarihinde 4 yaşındayken nedeni bilinmeyen doğumsal karaciğer yetmezliği nedeniyle DEÜ Hastanesi’nde nakil yapıldı. Nuriyev’e, babaannesinden alınan sol lob karaciğer grefti ile karaciğer nakli yapıldı. Ameliyat sırasında 13 kg olan Agadayı Nuriyev şimdi 4 yaş 9 aylık ve 14 kilogram.

 Abdil Akkaş; ilaç toksisitesine bağlı gelişen akut karaciğer yetmezliği nedeniyle 09.01.2016 tarihinde 3,5 yaşındayken DEÜ Hastanesi’nde acil operasyona alındı. Hastaya annesinden alınan sol lob karaciğer ile acil canlı vericili karaciğer nakli yapıldı. Ameliyata girerken 17 kilogram olan Abdil, şimdi 4 yaş 2 aylık… Dört küçük, baba ve annelerinden karaciğer nakli yapılarak yaşama sarılırken, vericilerin de sağlıklı bir şekilde hayatlarını sürdürdüğü ifade edildi.

Türkiye’de ilk canlı vericiden sağ karaciğer naklini DEÜ Hastanesi’nde  (1999) gerçekleştiren ve yıllardır bu alanda çalışmalarını sürdüren DEÜ Hastanesi Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü Prof. Dr. İbrahim Astarcıoğlu, çocuk yaştaki organ nakilleri ile ilgili şu bilgileri verdi:
“Çocuklarda en sık doğuştan safra yolları gelişmemiş olan hastalara ön ameliyatlarla kilo kazandırıp, 10 kiloyu bulduktan sonra nakil olma şansı verilmek isteniyor. Kilo artırma şansı verilemeyenlere de 6 – 6.5 kilogram civarında nakil yapılıyor. Çocuk hastalar içerisinde 10 kilo barajı çok önemli. 10 kilogramın altında ciddi komplikasyon ve mortalite (ölüm oranı) artıyor. Çocuk cerrahlarının bu işe el atmaları lazım ya da erişkin grubun içerisinde çocuk cerrahlarının ve çocuk yoğun bakımcılarının birlikte olması lazım. Bugün ülkemizde yılda 1200’ün üzerinde karaciğer nakli yapılıyor ve bunun yüzde 10’u çocuk nakilleri. Bu da yılda ortalama 150 kadar çocuk anlamına geliyor. 10 kilo altındaki nakilleri zor, 10-20 kilo arası orta derecede, 20 kilogramın üzeri ise daha avantajlı olarak ifade edebiliriz. Türkiye bu konuda iyi durumda, ancak kamu sektörü ve özel sektörde nakilleri gerçekleştirenler arasında gelir anlamında özel sektörde çalışanlar lehine ciddi bir dengesizlik olduğu için Kamu Hastanelerinde bir süre sonra nakiller iyice azalacak ve bu alandaki önemli bir eğitim kaynağı da yitirilmiş olacaktır.. Üniversite hastanelerinin nakil merkezleri, özel merkezler ile rekabet edemez duruma geldi. Yılda 100’ün üzerine çıkmayı hedeflediğimiz karaciğer nakilleri son 4-5 yıldır tüm kamu hastanelerinde ciddi oranda düştü. Dört yıldır, yılda yaklaşık 25 nakil yapabiliyoruz. Özetleyecek olursak; bugün yılda yapılan 1200’ün üzerindeki nakilin yüzde 75’i canlı verici kaynaklı ve yüzde 60’a yakını özel nakil merkezlerinde yapılıyor. Yüzde 9’u yabancı hastalar. Yabancı hastalara canlı verici kaynaklı nakil yapılıyor, kadavra sisteminden organ verilmiyor. Onlara, kendi vericilerinden aldığımız karaciğerler takılıyor. Bir başka özellik de; şu anda tüm nakillerin yüzde 40’ına yakını İstanbul’da yapılıyor. Bu nakillerin de yüzde 95’i özel nakil merkezlerinde yapılıyor.”

DEÜ Hastanesi Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü Prof. Dr. İbrahim Astarcıoğlu önderliğindeki Karaciğer Nakli Ekibi ve multidisipliner ekipler, şu anda 14 aylık olan karaciğer nakilli Defne Aygün ve 18 aylık Memiş Arda Bahar’ı sağlığına kavuşturmanın mutluluğunu aileleri ile paylaştı. Keyifli buluşmaya; Doç. Dr. Tarkan Ünek, Yrd. Doç. Dr. Mücahit Özbilgin, Öğr. Gör. Uzm. Dr. Tufan Egeli, Uzm. Dr. Cihan Ağalar’dan oluşan Genel Cerrahi ekibi, Anestezi Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sevda Özkardeşler, Prof. Dr. Leyla İyilikçi, Doç. Dr. Ferim Günenç, Gastroenteroloji’den Prof. Dr. Mesut Akarsu, Enfeksiyon Hastalıkları’ndan Prof. Dr. Vildan Avkan Oğuz, Çocuk Gastroenterolojosi’nden Prof. Dr. Yeşim Öztürk, Uzm. Dr. Betül Aksoy, Çocuk Yoğun Bakım’dan Prof. Dr. Tolga Köroğlu, Radyoloji’den Prof. Dr. Funda Obuz, Uzm. Dr. Canan Altay’dan oluşan geniş kadro katıldı.  

 

14 aylık Defne Aygün’ün anne babası Bircan- Hüseyin Aygün ile 18 aylık Memiş Arda Bahar’ın annesi Nazmiye Bahar, başarılı geçen tedavi sürecinin ardından DEÜ Hastanesi doktorlarına ve tüm sağlık personeline teşekkür etti. 

Böbrek Nakilli Hastadan Anlamlı Bağış

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde 2010 yılında böbrek nakli yapılarak hayata tutunan 58 yaşındaki Kasım Hacıfettahoğlu, böbrek rahatsızlığı nedeniyle tedavi gören hastalara şifa olmak için 7500 TL bağış yaptı. “Dokuz Eylül Böbrek Hastalarına Yardım ve Dayanışma ile Bilimsel Araştırmaları Destekleme Derneği”ne bağışını ileten Kasım Hacıfettahoğlu, Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyelerinin düzenlediği törende teşekkür belgesi ile onurlandırıldı.   

Diyaliz Merkezi’nde gerçekleştirilen törende Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Çamsarı duyarlı yaklaşımı için Hacıfettahoğlu’na teşekkür etti. Profesör Çamsarı, “Kasım Bey, 6 yıl önce böbrek transplantı yaptığımız hastamız.

Kendisi hayırsever bir insan. Zaman zaman derneğimize bağış yapıyor. Derneğimizin kasası boştu. Yapılan bağış, hastalar, hastane ihtiyaçları ve bilimsel araştırmalar için kullanılıyor. Örnek insan ve hayırsever Kasım Bey’e çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Şifa bulduğu Dokuz Eylül Üniversitesi hekimleri ve sağlık çalışanlarına emekleri için teşekkür eden Kasım Hacıfettahoğlu da hastalara derman olmak için katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyduğunu belirtti.

Prof. Dr. Taner Çamsarı, “Kasım Bey bizim 2010 yılında transplant yaptığımız hastamız. Hayırsever bir insan. Zaman zaman hastaneye, derneğimize bağış yapıyor. Derneğimizin de şu sıralarda kasası boştu adeta. Kendisi bize 7500 TL bir bağış yaptı. Bu para bilimsel araştırmalar için, hastalar ve hastane ihtiyaçları için kullanılacak. Sizlerin huzurunda Kasım beye yaptığı bağış ve örnek davranış için çok teşekkür ediyoruz.

Teşekkür belgesi sundu. 

Kasım Hacıfettahoğlu Kimdir;

Kasım Hacıfettahoğlu (58) hastanemizde 2010 yılında böbrek nakli yapıldı.  Normalde bu kuruma yapılan bir bağış olduğu için duyurmak istedik.  

Hem bilimsel araştırmaları destekliyor, hem hastalara yardımcı oluyor. Bağış bu amaçla kullanılacak.

Türkiye’nin Merkezi Tek Endoskopi Ünitesi DEÜ Hastanesi’nde Yenilenerek Hizmete Açıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nin yenilenerek modern cihazlarla donatılan Türkiye’nin multidisipliner özellikli tek Endoskopi ve Bronskoskopi Ünitesi törenle hizmete açıldı. 10 yıl önce multidisipliner yapıya kavuşturularak Erişkin ve Çocuk Gastroenteroloji ile Göğüs Hastalıkları’nın tüm endoskopi işlemlerinin tek merkezde yapılabilmesi farklılığı ile ülkeye model oluşturan birim, hem teknik altyapısı hem fiziksel alanları geliştirilerek revize edildi.  

Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün ve Başhekim Prof. Dr. Mehmet Refik Mas’ın önderliğinde gerçekleştirilen modernizasyon sonrasında; Gündüz Hastanesi içerisinde yer alan Endoskopi ve Bronskoskopi Ünitesi’nin daha önce 4 olan işlem oda sayısı 8’e yükseltildi, Endoskopi ve Bronskoskopi cihazları üst modelleri ile geliştirildi, uluslararası standartlara uygunluk sağlandı.

Başhekim Prof. Dr. Mehmet Refik Mas, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Atalay Arkan, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hale Akpınar ve Pediatrik Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Öztürk’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilen törene; Rektör Füzün, üniversite üst yönetimi, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülay Canda, şehir dışında olan Başhekim Mas’a Vekalet eden Başhekim Vekili Prof. Dr. Yücel Arısoy, en yeni tekniği içeren tıbbi cihazları üniversite hastanesinde kullanıma sunan Japonya merkezli Fujifilm’in Türkiye Başkanı Jun Higuchi’nin yanı sıra  Ege Üniversitesi’nden duayen Gastroenterolog emekli Prof. Dr. Hanefi Çavuşoğlu, öğretim üyeleri ve sağlık çalışanları katıldı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Tören, Prof. Dr. Hale Akpınar‘ın bölüm hakkındaki genel bilgi ve yıllar içindeki gelişimini özetlemesi ile başladı. Profesör Akpınar, ünitenin geliştirilmesindeki büyük katkıları için Rektör Füzün ve Başhekim’e teşekkür etti.

Rektör Prof. Dr. Füzün açılış konuşmasında, “20. Yüzyılda tıbbın yaptığı en önemli gelişmelerden biri endoskopidir. Endoskopi Ünitesi’ne muhteşem bir anlam yüklemeye çalışıyorum. Hepimizin bildiği gibi tanı çok önemli ama tanının tedavi edilebilir hale gelmesi daha da önemli. Dolayısıyla endoskopi büyük önem taşıyor. Her ne kadar üniversite hastaneleri olarak maddi sıkıntı içinde olsak da varolmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda Rektörlüğün desteği ile ünitemizi yenilemenin gururunu yaşıyorum. Ülkemize hayırlı olsun” dedi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülay Canda, akciğer kanserleri ve öncelikli tümörlerin insan yaşamını sınırlayan hastalıklar olduğunu, bu anlamda böyle bir ünitenin varlığının çok önemli olduğunu ifade etti.

Başhekim Vekili Prof. Dr. Yücel Arısoy da konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Kendisi de bir Gastroenterelog olan Başhekimimiz Prof. Dr. Refik Mas adına özetle şöyle söyleyebilirim; özel kurumların giderek daha çok pay aldığı sağlık sisteminde tüm birimlerimizin güncellenip yenilenmesi rekabet açısından büyük önem taşıyor. Biz de bölüm bölüm bu yenilemelerimizi gerçekleştiriyoruz. Hayırlı olsun.”  

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç, Endoskopi Ünitesi içinde önemli bir bileşen olarak bulunduklarını ifade ederek düşüncelerini şöyle dile getirdi: “Merkezi Endoskopi Ünitemiz Türkiye’de bir ilk. Böyle bir merkezde çalışmak, işletme ve insan kaynağını iyi değerlendirme anlamında çok büyük avantajlara sahip. Bu ünitenin bize kazandırılmasında Rektörümüz ve Başhekimimiz önderliğinde başhekim yardımcıları çok önemli çabalar gösterdiler. Göğüs Hastalıkları’nın tüm önemli girişimleri bu merkezde yapılabiliyor. Bu da Türkiye’de referans merkezi haline gelmemizde çok önem taşıyor. Türkiye’nin her yerinden hasta akışı var.”

Fujifilm Türkiye Başkanı Jun Higuchi, “Bu seremoniye katıldığım için çok mutlu ve gururluyum. Bu ünite Türk tıbbı için önemli bir katkı sağlayacak. Teknolojimizi Türkiye’ye üç yıl önce İstanbul merkezi ile aktarmaya başladık. Bu üniteye katkı sunmamıza müsaade edildiği için teşekkür ediyorum” dedi.

NELER YAPILIYOR ? 

 “Yemek borusundan, kalın bağırsağa, safra yollarından soluk borusuna kadar pek çok görüntüleme Merkezi Endoskopi Ünitesi içerisinde yapılıyor. Bu işlemler, anestezi desteği ile hastalar uyutularak gerçekleştirildiği için hasta konforu en üst seviyede sağlanıyor. Merkezi yapı ve rutin anestezi uygulaması, DEÜ Hastanesi Endoskopi Ünitesi’ni Türkiye’deki diğer endoskopi ünitelerinden farklı kılan en önemli iki özellik olarak öne çıkıyor. Diğer sağlık kuruluşlarında bütün disiplinlerin endoskopi üniteleri ayrı ayrı yer alıyor. Yani Pediatrik Gastroenteroloji’nin,  Genel Cerrahi, Gastroenteroloji ve Göğüs Hastalıkları’nın Bronskoskopi üniteleri farklı yerlerde konumlanmış durumda. Tek merkezli yapılanma; hem cihaz donanımı, hem de fiziksel alanların verimli kullanımını sağlaması, hem de zaman açısından avantajlı olması bakımından büyük önem taşıyor.

Anestezi desteği Prof. Dr. Leyla İyilikçi Karaoğlan liderliğinde, sedasyon analjezisi ile hastalar uyutularak son derece konforlu bir şekilde gerçekleştiriliyor. Tüm bu özellikleri birarada taşıyan Türkiye’de başka bir Endoskopi Ünitesi yok.  Endoskopi anlamında ülkemizdeki tüm tedavi hizmetleri, DEÜ Hastanesi Endoskopi Ünitesi’nde mevcut. Gastroenterolojik incelemede, yemek borusu, mide, 12 parmak bağırsağı, kalın bağırsağa bakılıyor. İnce bağırsağın hemen tümü çift balon enteroskopi yöntemi ile incelenebiliyor. Bu şekilde tüm gastrointestinal kanalı görmek, herhangi bir patolojik durum varsa bunun biyopsi ile parça alarak tanısını koymak ve tedavi yapma imkanı sağlanıyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Kanayan bir ülser varsa, o ülserin kanamasını durdurmak, polip varsa polibi çıkarmak, darlık varsa stent adı verilen tüpler yerleştirmek, yemek borusundan kanayan herhangi bir varis varsa oraya bant atmak tedavi olanakları arasında. Safra yolları ve karaciğer hastalıklarının tedavisiyle ilgili olarak da en modern endoskopik imkanlar ve bilimsel altyapı mevcut. Safra yollarından taş çıkarılması, safra yolları darlıklarının giderilmesi ve yine endoskopik ultrason yöntemiyle hem mide hem pankreas hastalıklarının özellikle tanı ve tedavisinde son derece önemli işlemler yapabiliyor. Göğüs hastalıkları (bronkoskopi) ve pediatrik işlemler de yine bu ünitede gerçekleştirilmektedir.

Bronskopik işlemlerle tüm soluk borularına bakılabilmekte, gereğinde biopsi yapılabilmektedir. Ayrıca iki akciğer arasında yer alan “mediasten” denen boşlukta ki lenf bezelerinden “EBUS” diye bilinen yöntemle biopsi yapılabilmektedir. 

Tanı ve Tedavide Önemli Moleküler Patoloji Ünitesi Hizmete Girdi

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Hizmet sunumunda uluslararası standartlara uygunluğu ile akredite edilen ve Türkiye’de bu alanda ilk ve tek merkez olma özelliğini sürdüren Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı, dünya çapında önem taşıyan bir yeniliğe daha imza attı.

Bugüne kadar modern laboratuvar teknik parkı,  fiziksel koşulları ve çalışma ofisleri ile güçlü bir altyapısı bulunan bölümde;  özellikle kanser hastalarının tedavisine yönelik entegre raporların hazırlanabileceği “Moleküler Patoloji” Ünitesi hizmete açıldı.
Tanısal özellik taşıyan cihazların yer aldığı yeni sistem sayesinde tedaviye yönelik 8 saat içinde hızlı sonuç alınabildiği belirtildi.  Sadece bölgemiz değil Türkiye için önem taşıyan yeni ünitenin açılışı; Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, Patoloji Anabilim Dalı’nın duayen Öğretim Üyesi ve Hatay Mustafakemal Üniversitesi önceki Rektörü Prof. Dr.  Şerefettin Canda, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tülay Canda, Başhekim Prof. Dr. Mehmet Refik Mas, Başhekim Yardımcıları, Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdener Özer, öğretim üyeleri ve idari personelin katıldığı törenle yapıldı. 

Kurulan yeni altyapı ile dünyada patoloji hizmeti veren kurumlarla rekabet edebilecek duruma geldiklerini belirten Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdener Özer şu bilgeleri verdi:

“Patoloji Anabilim Dalı olarak kuruluşundan bu yana her zaman yenilik ve gelişmelere adapte olmaya çalıştık. Rektörlüğümüz, dekanlığımız ve başhekimliğimizin katkısı ile önce fiziki şartları düzenledik. Daha sonra ofislerimizi ve çalışma alanlarımızı güncelledik, insan odaklı bir ortam sağladık. Bölümümüzde yapılan tüm işlemler ve yöntemlerin hepsi kalite güvencesi altında devam etmekte. Türkiye’de hala tekiz. Bu da yetmedi, rektörlüğümüzün de katkısı ile en son projemizi hayata geçirdik.

Moleküler teknikleri uygulayabilecek yeni bir altyapı geliştirdik. Artık özellikle kanser hastalarımıza sadece basit düzeyde prognostik bilgi ya da histolojik tanı dışında aynı zamanda morfomoleküler yani hastanın tedavisine yönelik entegre rapor çıkararak hizmet vermek için alt yapımızı tamamlamış olduk. Bu cihazın bu hastanedeki diğer benzeri cihazlardan üstün tarafları var. Bir tanesi yeni cihazımız, IVD dediğimiz tanısal amaçlı kullanılmaya uygun. 8 saat gibi çok hızlı zamanda sonuç verebiliyor, ayrıca açık kanalı bulunduğu için birçok yeni gelişmeye uygun olarak da dizayn edilebiliyor. Yeni bir laboratuvar parkı ile patolojiye gelen materyallerin daha nitelikli raporlanması için altyapımızı tamamlamış olduk. Hem bilimsel açıdan kendimizi geliştirmemiz, hem de verimlilik açısından kurumumuza artı değer sağlayacak bu projenin uygulanmasında destek veren başta Rektörümüz olmak üzere tüm üst yönetim ve emeği geçenlere teşekkür ederim” dedi.

Rektör Prof. Dr. Mehmet Füzün, Patolojinin tıpta en zor ve önemli branşlardan birisi olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Üniversite yıllarında en zor iki dersten biri Patoloji diğeri klinikte Çocuk branşı idi. Meslek yaşamında Patolojinin önemini yurtdışındaki deneyimlerimde çok daha iyi anladım. Şüphesiz ki olmazsa olmaz bir branş. Böyle önemli bir alanda kurumumuzu ne kadar geliştirsek azdır. Ümit ediyorum bu ivme ile çok daha büyük başarılara imza atacaksınız. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum, hayırlı olsun” diye konuştu.

Duayen Profesör Şerefettin Canda bölüm olarak tarihi bir gün yaşadıklarını belirterek duygularını şöyle ifade etti: “Bu anabilim dalına biz Tülay Canda ile beraber 1979 yılında geldik. O günden bu güne Patoloji Anabilim Dalı’na emek veren burada olan ve olmayan tüm arkadaşlarımıza, bugünlere ulaşmamızda emeği olanlara teşekkür ediyorum. Sağlam temeller üzerinde kurulmuş bir bölümüz. Bundan da büyük mutluluk duyuyorum.

Rektörümüz Mehmet Füzün’e destekleri için çok teşekkür ediyorum.”
Dekan Prof. Dr. Tülay Canda, “Patolojinin tüm bu mekânsal açıdan, araç gereç, kadro açısından gelişimi Rektörümüzün desteği ile oldu. Büyük bir onarım geçirdi. Uzun ve masraflı bir süreç oldu. Burada amaç hocalarımızın daha konforlu bir ortamda çalışmalarının sağlanmasıydı. Bütün akademik kadrolarımız verildi. Laboratuvar donanımlarımız çağdaş teknolojiyi ülke bazında yakaladı ve geçti.

Ekibimiz genç ve özverili. Türkiye’de benim bildiğim en hızlı en doğru rapor çıkaran tek merkez. Özelde bile böyle bir hizmet verilmiyor. Raporlar günü gününe çıkıyor. Hangi koşulda olursa olsun bizim amacımız hastanın işini aksatmadan işimizi yapmak. Ben rektör hocamıza, Başhekimimize tüm katkıları için Erdener Bey’e de girişimleri için teşekkür ediyorum. Umarım yakın gelecekte Moleküler Patoloji Bilim Dalı olarak YÖK tarafından da onanır. Ben herkese çok teşekkür ediyorum” dedi. 

Türkiye’nin Patolojide en iyi merkezlerinden biri konumunda olduklarını belirten Başhekim Prof. Dr. Mehmet Refik Mas da, “Yeni metodlar gelişse de başarılı bilim insanları sayesinde bu çalışmalar anlam ve değer kazanıyor. İyi ki varsınız. Bölümümüz Türkiye’nin en iyilerinden olmaya devam edecek” dedi. Laboratuvarın yapılandırılmasına tez çalışması ile katkı veren Patoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehtap Ünlü de projenin hayata geçirilmesini sağlayan Rektör Füzün’e teşekkür etti.

Türkiye’nin En Modern Geriatri Servisi DEÜ Hastanesi’nde Hizmete Girdi

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Geriatri Bilim Dalı bünyesinde açılan Türkiye’nin en modern Geriatri Servisi, 13 yatak kapasitesi ile Ocak 2015’ten itibaren hizmet sunumuna başladı. Başarılı ve sağlıklı yaşlanmaya yönelik tedavilerinin gerçekleştirildiği ünite, uluslararası standartlarda hazırlanan altyapısı ile diğer sağlık kuruluşlarına örnek yapı teşkil etti. DEÜ Hastanesi önceki Başhekimi ve Geriatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Refik Mas ile Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Işık’ın önderliğinde kurulan klinik; özel hijyenik hasta banyo sistemi, müzik terapisi için özel ses sistemli hasta odaları, acil durumlar için çift yönlü kapı sistemleri gibi çeşitli özellikleriyle ülkemizdeki en donanımlı geriatri kliniği olarak öne çıkıyor.
DEÜ Hastanesi Geriatri Bilim Dalı ve Geriatri Kliniği’nin çalışmaları, hasta profili ve hizmet sunumuna ilişkin ayrıntılar şöyle: 

Yirminci yüzyıl başlarından itibaren ortalama insan ömrünün uzaması ile geriatri kavramı ortaya çıkmaya başlamıştır. Tahmin edileceği gibi MÖ 5000 yıllardaki gibi beklenen yaşam üresinin 25-30 civarında olduğu bir dönemde geriatriden bahsetmek mümkün değildir.

Yapılan çalışmalar;

  • 60-65 yaş ve sonrasının hastalıklarının erişkinlerden farklı bir seyir izlemesi ve farklı bulgularla ortaya çıkabilmesi
  • Bu yaş grubunda ilaç etkileşimlerinin çok daha fazla görülmesi
  • Normal yaşlanma süreci ile hastalık bulgularının birbiri ile karıştırılabilmesi
  • Bu yaş grubunun tedavisinde yer alan hekim sayısının artması ile gerek aşırı/yanlış tedavi oranlarının artması ve gerekse sağlık maliyetlerinin artmasının saptanması

bu yaş grubunun hastalıklarının pediatri gibi bir ayrı branş olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyması ile Geriatri Bilim Dalı ortaya çıkmıştır.

Geriatri; 60-65 yaş ve üstü hastaların sağlık sorunları, hastalıkları, sosyal ve fonksiyonel yaşamları, yaşam kaliteleri, koruyucu hekimlik uygulamaları ve toplum yaşlanması ile ilgilenen bilim dalı olup iç hastalıklarının bir yan dalıdır. Geriatri Uzmanı ünvanı, hekimlere 4 yıllık iç hastalıkları uzmanlık eğitimi üzerine, içerisinde zorunlu nöroloji ve psikiyatri rotasyonların olan 3 yıllık geriatri yan dal eğitiminden sonra verilmektedir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Kimler Geriatri Ünitesine başvurabilir?

  • -65 yaş ve üstünde olup hipertansiyon, şeker hastalığı gibi dahili hastalıkları olanlar
  • -Osteoporoz
  • -İdrar ya da gaita kaçırma
  • -Unutkanlık şikayetlerine neden olan bellek bozukluğu (Alzheimer Hastalığı, yaşa bağlı unutkanlık ya da diğer demanslar (Bunama))
  • -Depresyon
  • -Düşme
  • -Beslenme bozukluğu
  • -Bası (yatak) yaraları
  • -Çoklu ilaç kullanımı (polifarmasi)
  • -Uyku problemi olanlar
  • -Herhangi bir kronik hastalığı olmayan ancak düzenli sağlık kontrollerini yaptırarak ya da aşılama, meme muayenesi gibi koruyucu sağlık hizmetlerinden faydalanarak  ‘Başarılı Yaşlanmak’ isteyenler
  • -Bakıma muhtaç yakınlarının bakımından sorumlu kişilerde ortaya çıkan bakıcı tükenmişliği olan hastalar,
    Geriatri Ünitemize başvurabilirler. Polikliniğimize başvuran her hastaya ayrıntılı geriatrik değerlendirme yapılmaktadır.

Ayrıntılı Geriatrik Değerlendirme:

Çok kapsamlı bir hikaye alma ve dahili, nörolojik ve mental muayeneyi kapsayan ayrıntılı fizik muayeneye ek olarak; banyo, giyinme gibi temel günlük yaşam aktiviteleri; telefon kullanma, alışveriş, yemek hazırlama gibi enstrümental günlük yaşam aktiviteleri; görme değerlendirme testi; işitme testi, mobilite, denge ve düşmelerin değerlendirilmesi beslenme durumunun değerlendirilmesi; istemsiz idrar ve büyük abdest kaçırmanın sorgulanması; unutkanlık başta olmak üzere yalılarda sık görülen Alzheimer Hastalığı gibi bunama nedenlerinin araştırılmasına yönelik yönelik geriatrik kognitif değerlendirme; geriatrik depresyonun değerlendirilmesi ve ayrıntılı ilaç sorgulaması yapılır.

Buna ilave olarak yapılan aile görüşmesi ile de yaşlının evdeki durumu hakkında da bilgi edinilir. Bu kadar kapsamlı bir inceleme birçok hastalığın daha belirti vermeden önce dahi teşhis ve tedavisini mümkün kılar. Bir hastaya ayrılan süre ortalama 45 dakika olmaktadır. 

Türkiye’de aktif çalışmakta olan 8 merkezden birisi olan DEÜ Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı bünyesinde “Yaşlanan Beyin ve Demans Ünitesi” de barındırmaktadır. Bu ünite, özellikle Yaşlılarımız ve yaşlı yakınlarının korkulu rüyası haline gelmiş olan kognitif bozukluklardan Demans ve Alzheimer Hastalığı ile ilgili konularda oldukça yetkindir. Bu konuda gerek ulusal gerekse uluslararası çalışmalarda yer almaktadır.

DEÜ Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı, Ocak 2015 itibariyle 13 yataklı son derece modern bir klinikte yatan hastalarına hizmet sunmaya başlamıştır. Bu klinik düşmelerin önlenmesine yönelik uygulamalar, özel hijyenik hasta banyo sistemi, müzik terapisi için özel ses sistemli hasta odaları, acil durumlar için çift yönlü kapı sistemleri gibi çeşitli özellikleriyle ülkemizdeki en donanımlı geriatri kliniği olma özelliğini taşımaktadır.

Yaşlanan Beyin ve Demans Ünitesi bünyesinde

  • Demans Tanı ve Tedavi Birimi
  • Laboratuar

Nörokognitif Değerlendirme Birimi:

Her türlü kognitif yıkım için değerlendirme yapılabilmektedir

BOS Analiz Birimi:

Özellikle yüksek riskli hastalardan PreAlzheimer ve erken evre hastaların değerlendirilmesi için beyin omurilik sıvısında Amiloidβ1-42, total Tau ve fosfo Tau ölçümleri yapılmaktadır.

• Bakım Veren Birimi

Sadece demans hasta yakınları için değil yaşlılarda ki diğer hastalıklar nedeniyle gelişen Bakıcı Tükenmişliği ile mücadele edilmektedir.

• Beyin Bankası

Alzheimer başta olmak üzere bütün demansların kesin tanısı için beyin dokusunun incelenmesi şarttır. Bunun dışında yapılan değerlendirmelerle demansa neden olan nörodejeneratif süreçler ancak “olası” ya da “muhtemel” tanılar olmaktadır. Bu nedenle hem kesin tanı için hem de hasta yakınları için potansiyel net riskin anlaşılması için takibini yapmış olduğumuz hastalarımız ve yakınları rızaları olduğu takdirde vefat sonrası beyinlerini bağışlamaktadırlar. Bu beyinlerin incelemesiyle hastalığın kesin tanısı mümkün olmaktadır. Böylece hasta yakınları için gerçek (mevcut) risk faktörleri ile mümkün olduğunca mücadele edilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde bir ilktir.

Geriatri Bilim Dalı Öğretim Üyeleri:

Prof. Dr. Ahmet Turan IŞIK   Geriatri Bilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Refik MAS
Yrd. Doç. Dr. Derya KAYA

Geriatri Bilim Dalı Yan Dal Araştırma Görevlileri:

Uzm. Dr. Pınar SOYSAL
Uzm Dr Saadet KOÇ OKUDUR
Uzm Dr Esin AVŞAR

Hafta içi her gün saat 08:30-16:00 saatlerinde poliklinik hizmeti verilmektedir. Salı ve Perşembe günleri Prof. Dr. Ahmet Turan IŞIK tarafından, unutkanlık yakınması olan ya da başta Alzheimer Hastalığı olmak üzere bütün demans (bunama) hastaları için ve Cuma günleri de Bakım Verenler (Yaşlılara bakım veren yakınları için) için özel olarak poliklinik hizmetleri yürütülmektedir.

Hastalarımız poliklinik randevularını, çalışma saatleri içinde geriatri poliklinik sekreterimize başvurarak kendileri ya da yakınlarıyla alabilecekleri gibi, 0 232 412 43 45 numaralı telefonu arayarak da alabilirler.

Ayrıca, hastanemiz web sitesinden de (http://hastane.deu.edu.tr) online olarak randevu alınabilmektedir.

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

DEÜ Hastanesi’nde Dünya Standartlarında Tüp Bebek Tedavisi

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Tüp bebek tedavisinde 2002 yılından itibaren Türkiye’nin örnek merkezleri arasında hizmet veren Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Tüp Bebek Merkezi, ülkemizde yeni yaygınlaşan “Yumurta dondurma” uygulaması ile çocuk sahibi olmak isteyenlerin yeni umut ışığı oldu. 13 yıldır yüzlerce aileye anne baba olma sevinci yaşatan modern ünitede şimdi de; yumurta rezvervini kaybetme riski ile karşı karşıya olan ya da genç yaşta kanser tedavisi görmesi gereken hastalar için yasal uygulamalar kapsamında yumurta dondurma işlemi yapılmaya başlandı.

DEÜ Tüp Bebek Ünite Sorumlusu ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erbil Doğan, dünya standartlarındaki başarı oranı ile tüm bölgeye hitap eden çalışma koşullarına sahip olduklarını belirterek şu bilgileri verdi:
“Günümüzde kadınların işgücüne artan oranda katılımı, kariyer isteklerinin artması, evlenme ve çocuk sahibi olma isteklerinde ertelemeye yol açarken bu durum kadınlarda doğurganlığın azalmasına neden olmaktadır. Bu ve benzeri nedenlerle tüp bebek için merkezimize başvuranlara en modern koşullarda hizmet sunuyoruz. Eylül 2014’ten itibaren devletin yasal olarak başlattığı yumurta dondurma işlemini de uygulamaya başladık. 

Özellikle genç yaşta kanser olmuş, radyoterapi ve kemoterapi alacağı için yumurtalık fonksiyonları duracak olan hastalar, yumurtalık rezervi azalmış, yumurtalık cerrahisi geçirmiş olan hastalar ya da erkeklerde sperm sayısını azaltacak hastalıklarda bu yöntemi uyguluyoruz. Bu işlem, dünyada 2013’den sonra deneysel olmaktan çıkarak rutin bir tedavi haline girdi. Artık dondurulmuş oositler kullanılarak elde edilen embriyolar ile konvansiyonel yöntemle elde edilen embriyoların gebelik oranları da aynıdır. Türkiye’de de önceleri sadece embriyo dondurma işlemi vardı. Yasal altyapı tamamlandıktan sonra yöntem, yumurta ve sperm dondurma şeklinde geliştirildi.

Biz, merkezimizde iki Kadın Doğum hekimi, üç embriyolog ve üç hemşireden oluşan uzman kadromuzla haftanın 7 günü uluslararası standartlarda hizmet veriyoruz. Yumurta toplama işlemi takip isteyen bir işlem ve laboratuvarımızda bu takibi yapıyoruz. Örneğin kanser tedavisine başlayacağı için doğurganlığını kaybedecek hastanın kemoterapiye başlamadan önce yumurtalarını dondurup ileride tedavisi bittiğinde kullanabilecek şekilde saklıyoruz. Hasta menopoza girmiş olsa bile dondurulmuş yumurtalar kullanılarak bu hastalardan gebelik sağlanıyor. Üniversite hastanesi olarak SGK ile anlaşmamız olduğu için maliyet yüksek değil. İlaçlar ve tedavinin bir kısmını devlet karşılıyor.

Devlet daha önce iki deneme için ödeme yapıyordu, şimdi üç denemeye yükseldi.  Bugüne kadar pek çok ilki gerçekleştirdiğimiz merkezimizde çocuk sahibi olmayı arzu eden çiftlerin mutluluklarını paylaşmak bizleri de çok sevindiriyor ve heyecanlandırıyor.” 

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Tüp Bebek Merkezi’ne kimler başvurmalı?

“Bir yıllık evlilik süresini dolduran ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik durumu olmayanlar merkezimize başvurabilir. Bu süre, 35 yaşın üzerindeki kadınlarda 6 ay ve daha erken olmalı. Temel testler yapıldıktan sonra direkt tüp bebek mi yoksa diğer tedavi yöntemlerinden mi yararlanılacak buna karar verilir. Tüplerin ikisi de çalışmaz durumda ise erkekte ciddi sperm bozuklukları varsa direkt tüp bebek yapılır. Bunun dışında bazı hastalarda cerrahi gerekebilir, bazılarında basit yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar vermek uygundur, hafif erkek faktöründe aşılama tedavisi de faydalı olabilir.”

Türkiye’nin İlk Meslek Hastalıkları Bilim Dalı ve Kliniği DEÜ Hastanesi’nde Kuruldu

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın 2012 yılında uzmanlık alanı kabul ettiği Meslek Hastalıkları uzmanlığı ve hizmeti konusunda ilklere imza attı. 2013 yılında Meslek Hastalıkları Bilim Dalı’nı kurarak uzmanlık eğitimine başlayan ve Türkiye’nin ilk Meslek Hastalıkları Uzmanlık öğrencisini alan DEÜ Tıp Fakültesi, bu süreçte Meslek Hastalıkları Polikliniği’ni hizmete açtı. 1,5 yıldır devam eden hizmet sunumu ile yaklaşık 400 hasta değerlendirildi, 20 Nisan 2015’ten itibaren de Türkiye’nin ilk Meslek Hastalıkları Kliniği 3 yataklı olarak hizmete girdi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Meslek Hastalıkları Polikliniği’nde; Prof. Dr. Arif Hikmet Çımrın ile birlikte, Türkiye’de bu alanda yetişmiş ilk Uzman hekim Ayşe Çoşkun Beyan ile Uzm. Dr. Nur Şafak Alıcı ve Dr. Ayşe Vasfiye Ertuğrul görev yapıyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Kalp Hastalarına Lions Desteği

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Sağlık, eğitim ve çevre konularında topluma hizmet ve yardımı ilke edinen İzmir Bahar Lions Kulübü Derneği üyeleri, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Servisi’nde tedavi gören hastalar için bir oda tanzim etti, Anjiyo bölümünde günübirlik hastaların kalabileceği bir ünite kurulması için de seferber oldu.

Uluslararası Lions Dernekleri 118-R Yönetim Çevresi Federasyonu 2015-2016 Genel Yönetmeni Mevlüt Güven ve önceki dönem Federasyon Yönetmeni Nasuhi Öndersev eşliğinde DEÜ Hastanesi’ni ziyaret eden İzmir Bahar Lions Kulübü üyeleri; Hastane Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahri Akdeniz, Hastane Başmüdürü Tevfik Eser ve Hastane Müdürü Yaşar Akar’ın ev sahipliğinde Kardiyoloji Servisi’nde hizmete giren odanın açılışını yaptı. Profesör Akdeniz ve Başmüdür Eser, modern hasta odasının tefrişatı için bağışta bulunan Bahar Lions Kulübü Üyesi Neval Hallaç’a değerli katkıları nedeniyle plaket vererek teşekkür etti.

Şifa bekleyen hastalara faydalı olabilmenin büyük onur ve mutluluğunu yaşayan üyeler, günübirlik hasta ünitesinin de en kısa sürede açılması için harekete geçeceklerini belirtti. Hayırsever üye Neval Hallaç, “Bizlere bu fırsatı verdiği için üniversite ve hastane yetkililerine çok teşekkür ediyoruz” dedi. 

Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında anlamlı bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirten 118-R Yönetim Çevresi Federasyonu Genel Yönetmeni Mevlüt Güven, “Ben Alanya’dan geliyorum. İzmir Bahar Lions Kulübü üyelerimiz örnek bir faaliyette bulundu. Ne mutlu ki dünya çapında çok iyi doktorların hizmet verdiği bir ülkede yaşıyoruz. Lions Dernekleri Federasyonu olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne destek çalışmamız, 2010-11 döneminde başlamıştı, şimdi yeni bir çalışma ile sosyal sorumluluk faaliyetimizi sürdürüyoruz.  Lionsların ana hedefi; sağlık, eğitim, çevre, görme engelliler ve çocuklarla ilgili projeleri hayata geçirmektir. Bu bağlamda Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü ve Hastane Başhekimi başta olmak üzere tüm yöneticilere sundukları fırsat için teşekkür ederiz” diye konuştu. Konuklara Kardiyoloji Servisi ve diğer üniteler ile ilgili bilgi veren DEÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Bahri Akdeniz, Lions üyelerinin desteği ile şifa bekleyen hastalara önemli katkı sağlanmış olacağını belirtti. 

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Tüp Bebekte Yeni Teknolojiye KOSGEB Desteği

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin (DEPARK Sağlık) 2015 yılında bünyesine kattığı firmalardan “Koek Biyoteknoloji”nin, bebek özlemi çekenler için geliştirdiği “Mikro akışkan çip teknolojisi”, Bilim Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kuruluşu olan KOSGEB’den (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) tam destek aldı.  2012’de mütevazı miktarda üretilen mikro çiplerin tüm dünyada daha fazla tanıtılıp tüketici ile buluşturulmasına yönelik DEPARK öncülüğünde seferberlik başlatıldı.

Tüp bebek uygulamalarında çığır açan ve Koek Biyoteknoloji tarafından üretimi sürdürülen mikro akışkan çip teknolojisinin, gebelik oranını yükselterek özellikle erkek kısırlığından kaynaklı sorunlarda çiftlerin bebek özlemini sonlandırmada büyük başarı yakaladığı belirtildi. Yurt içi ve yurt dışında sayısız merkezde uygulama alanı bulduğu ifade edilen teknik sayesinde, normal yollardan bebek sahibi olamayan çiftler için dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de ileri teknoloji yöntemler kullanılmaya başlandığı vurgulandı.  Firma yetkilisi Emre Memo yeni uygulamayı şöyle özetledi: “Döllenme için en verimli spermlerin seçilmesi alanında uygulanan yöntemlerin başında mikro akışkan ve biyoteknolojik çipler geliyor.

Türkiye’de İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Bursa, Muğla, Konya, Eskişehir, Kayseri, Manisa, Samsun, Antalya, Kırklareli, Van, Mersin ve KKTC’deki merkezler ile birçok gelişmiş ülkede başarıyla uygulanan bu yeni yöntem, eski yöntemlere karşı avantajlarıyla farkını ortaya koyuyor. Önceki yıllarda, tüp bebek tedavisinde spermlerin seçiminde santrifüj adı verilen yöntem daha yaygın olarak kullanılıyordu.

Bu yöntemde; bir makine içerisine konulan sperm hücreleri, yüksek bir devirde döndürülmesi sonrasında mikroskobun altında el girişimi ile ayrıştırılıyordu. Ancak yöntemde; başarılı sonuçların yanı sıra sperm hücrelerinin dakika 3 bin devir hızla dönmesi nedeniyle hücrelerin DNA ve yapılarında bazı bozulmalar meydana gelebiliyordu. Geliştirilen mikro akışkan ve biyoteknolojik çip (mikroçip) uygulaması ise tüp bebek tedavisinde kullanılacak spermlerin en iyisini, en kalitesini seçme ve kullanabilmeyi mümkün hale getiriyor. 

Bu sistemde sperm hücreleri, tıpkı doğal ortamındaki gibi çiplerin üzerindeki mikroskopik kanalların başında bırakılıyor ve bir anlamda yarıştırılıyor. Kanalların özel dizaynı sayesinde sadece en sağlıklı, DNA’sı hasar görmemiş spermler kanalın sonuna ulaşırken, zayıf spermler ise ayrı bir yerde toplanıp, iyilerden ayrıştırılıyor. Böylece, seçilen en sağlıklı spermler ile sağlıklı gebelik ve sağlıklı embriyolar elde ediliyor.”

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

İngiliz Hasta Gloria Rhodes DEÜ Hastanesi’nde Şifa Buldu

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Kuzey Kıbrıs Türk Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yaşayan İngiliz uyruklu hasta Gloria Karabina Rhodes (66), geçen yıl tanı aldığı akciğer kanseri tedavisi sürecinde geldiği DEÜ Hastanesi’nde başarılı bir ameliyat geçirerek şifa bulmanın sevincini yaşadı.

Ocak 2015’te akciğerindeki kitle nedeniyle KKTC’de kemoterapi tedavisi uygulanan ve rahatsızlığı kontrol altına alınan Gloria K. Rhodes, daha sonra cerrahi işlem yapılmak üzere tavsiye ile Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne geldi. Rhodes, DEÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Şanlı ve ekibi tarafından ameliyat edildi ve akciğerinin sağ üst lobu alındı, yaklaşık bir ay hastanede tedavi gördükten sonra taburcu olacak duruma geldi.

Öneri üzerine geldiği Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde çok iyi hizmet aldığını, moralinin yüksek olduğunu belirten Gloria Karabina Rhodes duygularını şöyle ifade etti: “14 yıldır Kıbrıs’ta yaşıyorum. Oradaki doktorlar, Türkiye’de akciğer cerrahisi alanında uzmanlaşmış bir hastaneye gidebileceğimi belirtti. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi önerilince İzmir’e geldim.

Bu kente ilk kez geliyorum. Türk doktorların ve sağlık görevlilerinin yakın ilgi ve desteği beni çok mutlu etti. Burada her şey mükemmel. Doktorum ameliyatımın başarılı geçtiğini söyledi. Kendisine ve tüm ekibine teşekkür ediyorum. Bu hastaneyi herkese öneririm.” 

DEÜ Hastanesi Yönetim Hizmet Binası Törenle Açıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’nde Servisler Girişi yanına inşaa edilen 5 katlı Başhekimlik Hizmet Binası törenle açıldı. 4667 metrekarelik alana inşaa edilen Hastane yeni hizmet binasında; Başhekimlik , Hastane Müdürlüğü ve bağlı birimleri, Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü, Saymanlık Müdürlüğü ve toplantı salonları yer alıyor. 

Yara İyileştirmede Bir İlk; Elektrikle Acısız Tedavi

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesi’nde yaklaşık iki yıl önce hizmete açılan Türkiye’nin kamudaki ilk Yara İyileştirme Polikliniği’nde, “Elektrikle acısız tedavi” yöntemi uygulanmaya başladı.  

Birçok Avrupa ülkesinden önce DEÜ Hastanesi’nde sunulan bu yeni hizmet ile özellikle diyabetik ayak gibi kapanmayan yaralara ağrısız, iltihapsız ve ucuz şifa olanağı sağlandı.

 Dünyada 1800’lü yıllardan itibaren uygulanan elektrikle yara tedavisinin yakın zamana kadar artı ve eksi elektrik kablolarının yaraya uygulanarak akım verilerek sağlandığını ifade eden  Balkan Ülkeleri Yara Dernekleri Konfederasyonu Başkanı ve DEÜ Tıp Fakültesi Yara İyileşmesi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Barutçu uygulanan yeni tedaviyi şöyle anlattı:

 “Danimarkalı bir bilim adamı tarafından 2012'de icat edilen kablosuz elektrik stimülatöründe kablo yok. Yunanistan’da da kullanılan bu cihaz, verdiği ışıkla havanın oksijen ve atomundaki yükleri değiştiriyor. Negatif yükle yüklenen oksijenler yara yüzeyine yapışıyorlar. Yaranın derinindeki pozitif yükle yara yüzeyinde oluşan negatif arasında elektrik akımı başlıyor. Deride elektrik akımı oluyor ve böylelikle iyileşme sağlanıyor. Açık yaralar ağrısız, iltihapsız ve ucuz maliyetle iyileşiyor. Bu yöntem, deri yaralarının yanı sıra diyabet hastalarında ve kemik iyileşmesinde kullanılabiliyor.”

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

 Bacağı kesilmekten kurtuldu

 Yara İyileştirme Polikliniği’nde elektrikle tedavi yönteminin uygulandığı ilk hasta olan Maruf Aslan (50) DEÜ Hastanesi’nde yapılan tedavi sayesinde bacağının kesilmekten kurtulduğunu belirterek şöyle konuştu: “1995 yılından bu yana venöz yetmezliği ile mücadele ediyorum. Ozon tedavisi dahil bir çok yöntem denendi, ancak bacağımdaki yaralar geçmedi, en son doktorlar bacağımın kesileceğini söyledi. Son olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Yara İyileştirme Polikliniği’ne geldim, burada elektrikle tedaviye başlandı. Önce yaraya ameliyatla yama yapıldı, ağrısız ışık yöntemiyle de tedavim tamamlandı. Bacağımı keseceklerini söylemişlerdi, şimdi kurtuldum. Doktorlarıma çok teşekkür ediyorum.”

cocuk hastanesi   kalite   tup bebek   labaratuvar   öğretim üye randevu   hasta haklari   arpaboyu

İletişim Bilgilerimiz

world-map

Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi

Adres: Mithatpaşa cad. no 1606 inciraltı yerleşkesi 35340 Balçova / İzmir
Telefon: +90 (232) 412 22 22
Faks: +90 (232) 412 97 97
E-posta: info[@]deu.edu.tr

Otobüs ile Ulaşım : >> 5 | 6 | 7 |8 | 82 | 209 | 305 | 320 | 554 | 725 | 730 | 735 | 736 | 950 | 971
Gemi Hatları | Hava Limanından Ulaşım

İletişim Bilgileri

Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Balçova
Adres: Mithatpaşa cad. no 1606 inciraltı yerleşkesi 35340 Balçova / İzmir
Telefon: +90 (232) 412 22 22
Faks: +90 (232) 412 97 97
E-posta: info@deu.edu.tr